– Sürmek
– Telvis etmek
– Hastalığı sirayet ettirmek
– Bulaşmasına sebep olmak
Cümle içinde kullanımı: “Bulaşdırdığı hastalığın neticesinde biri yatarken diğeri ayakta geçiriyor zamanı.”
– Sürmek
– Telvis etmek
– Hastalığı sirayet ettirmek
– Bulaşmasına sebep olmak
Cümle içinde kullanımı: “Bulaşdırdığı hastalığın neticesinde biri yatarken diğeri ayakta geçiriyor zamanı.”
– Karışıp netliğini kaybetmek
– Kararmak
– Yoğrulmak
– Karışmak
– Kederlenmek
– Bunalmak
– Üzülmek
– Midesinin karışıp kusma durumuna gelmesi
– Zihin yorgunluğu
– Göz kan oturması
Cümle içinde kullanımı: “Aşk masalımız burada biterken sırada şimdi ayrılık acısına bulanmak vardı.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Karışık
– Saf
– Berrak olmayan
– Soluk
– Fersiz
– İyi seçemeyen
– Kan oturmuş
– Duru olmayan
– Saf olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Geçmişin bulanık suları arasından çıkıp gelen bu görüntü beni darmaduman etti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Midenin ekşimesi veya karışmasından kaynaklı oluşan kusma hissi
– Kusma duygusu
Cümle içinde kullanımı: “Sürekli yağlı ve şekerli yiyecekler yemekten midesi bulandı galiba.”
– Sıvamak
– Sürmek
– Yapıştırmak
– Kirletmek
– Kaplamak
Cümle içinde kullanımı: “Acılara bulamak istediğin kişi dün seviyorum dediğin kişi değil miydi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Un, şeker ve yağ ile pişirilen bir tür yemek
– Sulu hamur
– Unlu cıvık hamur haşlama
– Hamur yemekleri
Cümle içinde kullanımı: “Et suyundan yapılan bulamaç yemeğini yiyebiliyor sadece.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bulamak eylemi
– Bir cins toprakla bulandırarak yaptıkları koyu pekmez
– Üzüm şırasından yapılan pekmez
Cümle içinde kullanımı: “Çamura bulamadan altını bulamazsın diyorlar öyle değil mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Tere
– Turpgillerden bitki
Cümle içinde kullanımı: “Bulak otunu çocukluktan beri yufka ekmeğe sarıp yemeyi çok severim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kaynak
– Ayn
– Kendince çıkan su
– Kaynayan pınar
– Memba
– Menşe
Cümle içinde kullanımı: “Yer altından çıkan bulak soğuk suyuyla tüm hayvanlara yarıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İlginç olma
– Şaşkınlık yaratma
– Dikkate layık
– Enteresan
Cümle içinde kullanımı: “Bul’acebî davranışlarının arkasında sevgiye muhtaç biri var. “