Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Tane toplayarak geçinen kimse
– Döküntüleri devşiren
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulluğun ne olduğunu öğrenmek istiyorsan sadece bir günü Dâne-çîn olarak geçir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Tane toplayarak geçinen kimse
– Döküntüleri devşiren
Cümle içinde kullanımı: “Yoksulluğun ne olduğunu öğrenmek istiyorsan sadece bir günü Dâne-çîn olarak geçir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Bilgiçlik
– Çok bilmişlik
– Bilgiç olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Dânâyî gibi davranmadan duramaz her şeyin en iyisini o olabilir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Gönül gözü açık kimse
– Gönlü aydınlık
Cümle içinde kullanımı: “Dânâ-dil bir insan vicdanıyla konuşur kalbinin ekmeğini yer.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kalın kafalı
– Mankafa
– Anlayışsız
– Aptal
Cümle içinde kullanımı: “Sınıftaki çocuklar arasında bir iki tane danabaş var sürekli kavga çıkarıyorlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Eflatun
– Platon
Cümle içinde kullanımı: “Antik Yunan filozofu Eflatun, bizim topraklarımızda Dânâ-yı Yunan olarak bilinirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Tus şehrinde yetişen Firdevsî
Cümle içinde kullanımı: “Dânâ-yı Tûs eserlerinde insanın en yalın en günahsız halini görürsün.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bilici
– Zeki
– Bilen
– Bilgili
– Alim
– Görgülü
Cümle içinde kullanımı: “Behlül dânâ malda mülkte, makam da gözü olmayan o dönemin diyojeni’ydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– İneğin sütten kesilmiş erkek yavrusu
– İneğin yavrusu
Cümle içinde kullanımı: “Dana gibi olmuş hala annesinin kucağında teselli arıyor.
– Damlatmak
– Damla yapmak
– Damla akıtmak
– Damıtmak
Cümle içinde kullanımı: “İlacın iyice şifa vermesi için ağzına da damzırmak lazım.”
– Damla damla akmak
– Damlanak
– Palat
– Ağız boşluğunun tavanı
Cümle içinde kullanımı: “Çocuğun damağını kaldır çok korkmuş baksana.”