Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Başkent
– Hükümet merkezi
– Başşehir
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-mülk başımıza yıkılsın ki bizler kimsenin ahına girmedik.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Başkent
– Hükümet merkezi
– Başşehir
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-mülk başımıza yıkılsın ki bizler kimsenin ahına girmedik.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Erkek öğretmen okulu
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-mu’allimîn de tahsil görmeye başladığından beridir daha durgun.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kız öğretmen okulu
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-mu’allimât mezunu bir gelin aldığını duydum.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Sultan Mecid zamanında İstanbul’da yaptırılmış okul
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-ma’ârif görselinin olduğu kitapcığı bana uzatır mısın?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kütüphane
– Kitabevi
Cümle içinde kullanımı: “Memurluğunun uzun bir bölümünü Dârü’l-kütüb da tamamladı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İslam Ülkesi
– Müslüman ülkeleri
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-islâm hep bir arada olduğu sürece dışarıdan yara almaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-Ad
– Cennet
– Behişt
– Huzur veren yer
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-huld ancak günahlarından arınıp iyiliğin sularında yüzenlere sunulacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Hafız yetiştiren okul
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-huffâz’dan hoca çıkıp bizim köyümüze yerleşmiş.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Halifenin bulunduğu merkez
– İstanbul
– Hilafet merkezi
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde Dârü’l-hilâfe İstanbul’da bulunur İslam devletlerini buradan yönetirdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Akademi
– Hikmet yeri
– Yüksekokul
– Yüksek mektep
Cümle içinde kullanımı: “Dârü’l-hikme mezunu bir kadındı öyle kimseye baş eğmez.”