Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Bedenler
– Vücutlar
– Uygun
– Kabile
– Boy
– Yaraşır
– Kavim
– Aşiret
Cümle içinde kullanımı: “Ebdân şahidim olsun ki zulüm eden merhamet göremeyecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Bedenler
– Vücutlar
– Uygun
– Kabile
– Boy
– Yaraşır
– Kavim
– Aşiret
Cümle içinde kullanımı: “Ebdân şahidim olsun ki zulüm eden merhamet göremeyecektir.”
– Yapılan bir iyiliğin gizli tutulması, yapılan iyilikle şov yapılmaması gerektiği anlamına gelir.
Cümle içinde kullanımı: ” Kardeşime yaptığın iyiliği gizli tut, sağ elin verdiğini sol elin görmesin dedim.”
– Herhangi bir şey onun için emek harcayan, çaba gösteren kişiye aittir. Aynı zaman da bir şey onu becerebilen kişiye aittir anlamına gelir.
Cümle içinde kullanımı: ” Kardeşim satranç şampiyonu olunca annem av avlayanın, kemer bağlayanın dedi.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Düzelmiş
– Tesviye edilmiş
– Yoluna konmuş
– Mürettep
– Muntazam
– Kadınların yüzlerine sürdüğü kızıl boya
– Pürüzsüz
– Doğru
Cümle içinde kullanımı: “Zamanında bu işi doğru düzgün yapmış olsaydın şimdi pişmanlık çekmeyecektin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Uydurma söz
– Nazım
– Nizam
– Ev bark
– Aile ocağı
– Oyun
– Hile
– Sistem
– Uyum
Cümle içinde kullanımı: “Düzen dediğin şeyin aslı koca bir boşluktur ancak milyonlarca kişiyi kendine esir eder.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki dilli
– iki ayrı dilde olan
Cümle içinde kullanımı: “Kitaplığımda bu eserin düzebânı bulunuyor okumanızı tavsiye ederim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hırsızlar
– Arakçılar
– Sürrak
– Sarikler
Cümle içinde kullanımı: “Düzdân olmaya karar vermişsen ey gönlüm, hiç olmazsa hak ettiğin gibi cezanı bul.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Borçlar
– Ödenecek ücretler
Cümle içinde kullanımı: “Önceliği akrabalardan alınan düyuna verelim ki arkamızdan laf söz etmesinler. “
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dost karşıtı
– Hasım
– Yağı
– Oyun veya dava da karşı taraf
– Husumet eden
Cümle içinde kullanımı: “Düşman en azından yüzüne gülüp arkandan vurmaz sen asıl dost dediğin kişilere dikkat et.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Okuyuşu doğru dürüst olan
– Okuması kusursuz olan
Cümle içinde kullanımı: “Mektepteki tüm talebeler dürüst-hân evresine ulaştı.”