Kelime Kökeni: Arpça-ad
– Camilerde namaz öncesi Kuran-ı Kerim okuyan görevli
– Kur’ân’dan devir hatmi okuyan görevli
Cümle içinde kullanımı: “Kulağımıza gelen devirhânın sesi acıklı bir o kadar dokunaklıydı.”
Kelime Kökeni: Arpça-ad
– Camilerde namaz öncesi Kuran-ı Kerim okuyan görevli
– Kur’ân’dan devir hatmi okuyan görevli
Cümle içinde kullanımı: “Kulağımıza gelen devirhânın sesi acıklı bir o kadar dokunaklıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Dolaşma
– Gezinme
– Dönme
– Tedavül
– Sürüm
– Seyran
Cümle içinde kullanımı: “Gelip geçen yıllar, yaşam illetinin sönmeyen ateşini deverân edercesine içime musallat ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-dîvân çoğul biçimi
– Şiir kitapları
– Divanlar
– Siciller
– Şairlerin şiirlerini topladığı eserler
Cümle içinde kullanımı: “Devâvîn okuyor, gazellerin içine sakladığı hüzünleri kovalıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad, dâhıle
– İçler
– İç kısımlar
– Batınlar
Cümle içinde kullanımı: “Devâhîl kısmına bakacak olursak ustanın ince işliğini göreceksin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yorgan
– Üstüne örtünecek şey
– İçi yün veya pamukla doldurulmuş geniş örtü
Cümle içinde kullanımı: “Devâc örtünmeden kışı geçirmek zordur, hele ki kar tepeye indimi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elinden tutma
– Tutunma
– Elle dayanma
– Yardım etme
– Dayanmak
Cümle içinde kullanımı: “Bu dünyada dest-zen olan insan hora geçmez, kazık atan sevilir.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Çekilin
– Savulun
– Sarayda kalfaların söze başlarken izin isteme anlamındaki sözü
– Kaba bir söz söyleneceği zaman kullanılan söz
– Affedersiniz anlamında kullanılan söz
Cümle içinde kullanımı: “Destûrun, rüyaların şehvetiyle bir tarafı açık kalanın şahitliğine inanmayız.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ağırlık
– Damat tarafından geline verilen armağan
– Damadın geline verdiği ağırlık
Cümle içinde kullanımı: “Dest-peymân gelinin hakkı, yüz görümlüğüdür.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kendi eliyle dikilen fidan
– Aracılık ederek birine iş bulma, yerleştirme
– İşe tayin edilen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dayısının oğlu dest-nişân edilerek bulduğu işte bile tutunamadı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Hilekar
– Dubaracı
– Hileci
– Düzenci
– Hilebaz
Cümle içinde kullanımı: “Sırf zevk uğruna destân-zen oyunlar oynayarak insanları aldatıyor.”