Kelime Kökeni: Farsça-dûzah+Arapça-mekân
– Cehennemlik
– Yeri cehennem olan
– Mekanı cehennem olan
– Kafir
– Dinsiz
Cümle içinde kullanımı: “Kim ki masum birin canına kast ederse yeri ancak dûzah-mekân olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-dûzah+Arapça-mekân
– Cehennemlik
– Yeri cehennem olan
– Mekanı cehennem olan
– Kafir
– Dinsiz
Cümle içinde kullanımı: “Kim ki masum birin canına kast ederse yeri ancak dûzah-mekân olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Geleceği gören
– İlerisini seçebilen
– Uzağı görebilen
– Dürbün
– Uzağı gören
– Gözetleme deliği
– Uzgözler
Cümle içinde kullanımı: “Dûr-bîn yoksa tepedeki ateşin nerden geldiğini tam göremeyiz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Duhan
– Ateşten kalkan siyah hava
– Havadaki sis
– Pus
– İnce tozun havya kalkmasından oluşan bulanıklık
– Yaman
– Siyah sis
Cümle içinde kullanımı: “Etrafımızı duman sardığında gözlerimizden akan yaşlar gömleklerimizi ıslatıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Duman
– Tütün
– Esmer renkli gaz
Cümle içinde kullanımı: “Duhân karardığında göreceğin tek şey geleceğindeki karanlıktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ata baba
– Soysop
– Ocak
– Zürriyet
– Sülale
Cümle içinde kullanımı: “Kızın önce dûdmâna bakalım ondan sonra görücüye gidelim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Büyücülerin ot yakarak cin çağırması
– Öd ağacı ve yüzerlik yakarak cin davet etmek
Cümle içinde kullanımı: “Bizim buralarda dûd-efgen yapana iyi gözle bakılmaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-duâ+Farsça-hân
– Dua okumasını bilen
– Dua okuyucu
– Dua etmesini bilen
Cümle içinde kullanımı: “Duâ-hân birini mevlüd’e çağıralım da ruhumuz huzur bulsun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Büyük kadeh
– Dost edinmeyi seven
– Dost tutan
– Dost canlısı
Cümle içinde kullanımı: “Dışarıdan dost-kân biri gibi görünüyordu meğerse hepsi bir aldatmacaymış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Soğuktan katı duruma gelmiş su ve benzer sıvı
– Buz
– Sıvıların soğuktan buz haline gelmesi
– Buz bağlama
– Kıyafet
– Elbise
– Renk
– Külot
– At kılının rengi
Cümle içinde kullanımı: “Uyandığımızda camdan dışarısının don tuttuğunu gördük.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bedir
– Şakağın kulak tozuna doğru olan şişkin tarafı
– Dolunay
– Tolun
– Bedr-i tam
Cümle içinde kullanımı: ” Geceyi aydınlatan dolun şahidim olsun ki bu anın kederini hafızamdan nede yüreğimden sileceğim.”