Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Seferler
– Ciltlenmiş büyük kitaplar
– Yolculuklar
– Yola gidişler
– Seyahatler
Cümle içinde kullanımı: “Gidenler şehirleri ve insanları arkalarında bırakarak esfâr etmeye devam ettiler.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Seferler
– Ciltlenmiş büyük kitaplar
– Yolculuklar
– Yola gidişler
– Seyahatler
Cümle içinde kullanımı: “Gidenler şehirleri ve insanları arkalarında bırakarak esfâr etmeye devam ettiler.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gelenekçi
– Eskiye bağlı eser veren
– Eserleri gelenekçi olan
Cümle içinde kullanımı: “Yazarın söyleşi tarzında kaleme aldığı yazılarındaki üslubu eser-tarâz olarak değerlendirebiliriz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Abidemsi
– İz bırakan
– Arkeolog
– Kazı bilimci
– Atikiyatçı
Cümle içinde kullanımı: “Üniversitede hocalık yaptığı yıllardan evvel eserî olarak bir süre yurt dışında da bulunmuş kendisi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Eser sahibi olan
– Eseri üreten kimse
Cümle içinde kullanımı: “Eserdâr galeride yayınlanan tüm eserlerini kıvanç içinde sergiliyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Basit ve sıradan eser
– Edebî değeri olmayan eser
– Edebiyatla ilgisi olmayan yazın
Cümle içinde kullanımı: “Yazarlık hayatı boyunca kaleme aldığı kitapları eser-i hüzâl olarak değerlendirilmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İzmir’de 1843 yılında kurukan kağıt fabrikasında üretilen, devlet dairelerinde kullanılması zorunlu kılınan ve başında soğuk damga ile eser-i cedîd yazısı bulunan kağıt
– Eskiden imal edilen kağıt cinslerinden biri
Cümle içinde kullanımı: “Eser-i cedîd mecmualarında çıkan şiirlerin, sanat eleştirilerinin tadı bir ayrıydı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bakiyye
– Alamet
– Nişan
– Vücudu kalkmış bir şeyin kalan kısmı
– Telif
– Bir adamın vücuda getirdiği şey
– Eski zamanlardan kalma masnuat
– Âsâr-ı atîka
– Yapıt
– Kitap
– Yayın
– İşaret
Cümle içinde kullanımı: “Bütün eserlerinde gizli bir hüzün, saklı bir cennet saklı gibi.”
Kelime Kökeni: Ad
– İyileşme
– Salimlik
– Şifa
– Sağlık
– Sıhhat
– Ten-dürüstlük
– Sağlamlık
– Afiyet
– Hastalık karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim gönlümüze de bedenimizi de esenlik versin.”
– Selamlaşmak
– Birine selam vermek
– Vedalaşmak
– Esenleşmek
– Esenlik dilemek
– Çok az tanışmak
Cümle içinde kullanımı: “Bize bu saatten sonra geriye kalan esenleşmek ve dostça ayrılmaktır.”
– Veda etmek
– Esenleşmek
– Sevilen bir şeyle ilgisini kesmek
– Ayrılırken birbirine esenleşmek
Cümle içinde kullanımı: “Birbirimizin gözlerine son bir kez bakarken dudaklarımız esenlemek suretiyle ayrılığı dikte ediyordu.”