Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dünya ahiret
– Bu dünya ve öteki dünya
Cümle içinde kullanımı: “İnsan dâreyn için sınanır, onun için kanının son damlasına kadar savaşır.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Dünya ahiret
– Bu dünya ve öteki dünya
Cümle içinde kullanımı: “İnsan dâreyn için sınanır, onun için kanının son damlasına kadar savaşır.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ulaştıran
– Saklayan
– Koruyan
– Tutan
– Müstevda
Cümle içinde kullanımı: “Haberi dârende edene suç atmak yerine bir hal çaresini bulmak lazım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ay ağılı
– Hâle
– Görev
– Vazife
– Ödev
– Riske girmek
– Ödev
Cümle içinde kullanımı: “Mektep hocasının vermiş olduğu dâre bitmeden odasından çıkmaz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeniçeri sınıfından bir bölüğünün giydiği başlık
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı ordusunda dardagan giymiş askerleri görmek mümkündür.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kale döven
– Kabartma nakışlar yapan kimse
– Madeni levhalar üzerindeki nakışlar
Cümle içinde kullanımı: “Darb-zen’in tüm eserlerini duvara asmak istiyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Darp ile ilgili
– Vurma ile ilgili
– Dövmekle ilgili
– Çarpma ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Söz konusu davanın darbî olduğu söyleniyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-darb+Farsça-hâne
– Para basılan yer
– Sikke basılan yer
– Gümüş para basılan yer
– Darphane
– Para basımevi
Cümle içinde kullanımı: “Darb-hâne de çalışmadığımıza göre zengin olduğumuzu iddia edemezsin.”
– Vurmak
– Dövmek
– Çarpma işlemi
– Çarpmak
– Darp etmek
Cümle içinde kullanımı: “Bir kişi darb etmenin suçu sandığın kadar basit değil.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Vurarak
– Çarparak
Cümle içinde kullanımı: “Kazayla birlikte başına yere darben aldığı hasar en büyüğü.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Şiddeti olan
– Vurulmuş
Cümle içinde kullanımı: “Darbeli bir araba alacağını bilmiyordum görünce şaşırmam o yüzden.”