– Düğüm yapmak
– Bağlamak
– Düğümlemek
– Yükselmek
– Yukarıya doğru fırlamak
– Çözülmeyen durum
Cümle içinde kullanımı: “Ortalığı karıştırıp karıştırıp düğmek suretiyle herkesi birbirine düşürdü.”
– Düğüm yapmak
– Bağlamak
– Düğümlemek
– Yükselmek
– Yukarıya doğru fırlamak
– Çözülmeyen durum
Cümle içinde kullanımı: “Ortalığı karıştırıp karıştırıp düğmek suretiyle herkesi birbirine düşürdü.”
Kelime Kökeni: Ad
– Doğurmamış inek
– Genç inek
– Dişi dana
– Yavrulamamış inek
– Dişi inek yavrusu
Cümle içinde kullanımı: “Sarı düğenin bacağında bir şişlik oluşmuş tedavi edilmesi gerekiyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İkiz
– İki tane
– İki rekat namaz
– İki çift
– İkisi bir arada doğan bebek
Cümle içinde kullanımı: “Doğan dügâne bebeklerin kaderini de karakterleri de birbirine eş.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Türk müziğinde birleşik bir makamın adı
– Türk müziğinin en eski mürekkep makamı
Cümle içinde kullanımı: “Sanatçının sesinden dinlediğimiz dügâh kulaklarımızın pasını sildi attı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İki yüzlü
– Gönlünde iki sevgisi olan
– İki tarafı olan
Cümle içinde kullanımı: “Toplumda düdil kişiler her zaman ayrık otu gibi ayrılır kendilerini belli eder.”
Kelime Kökeni: Ad
– Derin
– Bataklık
– Delik
– Doğal kuyu
– Derin kuyu
– Batak bölge
Cümle içinde kullanımı: “Düden şelalesine ailecek bir gezi planlıyoruz önümüzdeki haftalarda.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Tavuklar
– Piliçler
– Kümes hayvanları
– Horoz cinsleri
Cümle içinde kullanımı: “Geçimini sağladığı tek şey dücüc yetiştirip satmak.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tavuk
– Piliç
– Kuğu
– Kümes hayvanı
Cümle içinde kullanımı: “Misafirlere önce dücâceden yapılma pilav veriliyor tepsilerle.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Karanlık
– İyi seçilemeyen ortam
– Zulmet
– Işığı olmayan yer
– Işıktan yoksun yer
Cümle içinde kullanımı: “Dücâ bir yerde tek başına kalmaktan korkuyor sürekli ağlıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Makat
– Kıç
– Bir işin sonu
– Bir şeyin arkası, gerisi
– Anüs
– Büzük
– Şerç
Cümle içinde kullanımı: “Hastalığının dübür de çıktığını söyledi ama baya utandı.”