Kelime Kökeni: Sıfat
– Ağlamak durumunda olan, neredeyse ağlayacak olan kimse, ağlar gibi, ağlak
– Hüzünlü, acılı, kederli
Cümle içinde kullanımı: “Elini kestiğinde çığlık atmadı ağlamaklı oldu sadece.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Ağlamak durumunda olan, neredeyse ağlayacak olan kimse, ağlar gibi, ağlak
– Hüzünlü, acılı, kederli
Cümle içinde kullanımı: “Elini kestiğinde çığlık atmadı ağlamaklı oldu sadece.”
– Göz yaşı dökmek, ağlama işi
– Sızlanmak, yakınmak, feryat etmek
– Şevka etmek, tazallum etmek
– Şikayet etmek
Cümle içinde kullanımı: ” Yerlere yatıp ağlamakla acımı dindirebilseydim gözyaşlarımı hiç kurutmazdım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağlamak eyleme veya durumu
– Ağaçtan öz suyu alma
– Ağıt
– Ağlayan kişiye durmasını söyleme
Cümle içinde kullanımı: ” Arkadaşlarımın çoğunluğu beni ağlama duvarı gibi gördüklerini düşünmeye başladım.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağza kapatılan kapak
– Nefesli çalgılarda ağza gelen bölüm ve bölüme takılan alet
– Huysuz ve ısırgan hayvanların ağzına takılan kafes
– Kuyu bileziği
– Ucuna sigara takılarak için araç
Cümle içinde kullanımı: ” Klarnetine ağızlığı takıp çalmadan önce derin bir nefes çekti içine. “
Kelime Kökeni: Ad
– Ağzı olan
– Mecazi insan
Cümle içinde kullanımı: “Ağızlı tarafı fotoğrafın tam ortasına gelmeli bu biraz sola kaymış.”
İtalyan ozan ve siyasetçi Dante Alighieri, dünya edebiyatının en önemli eserlerinde biri olan İlahi Komedya’nın yazarıdır. Ahirete yolculuğu konu olan eser Cehennem, Araf, Cennet olmak üzere üç ciltten oluşmaktadır. Cennete gitmek için Cehennemden geçilmesi gerektiğini savunan eser, günümüzde dahi en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır.
Modern Avrupa ve İtalya için kült bir eser ülkemizde de sevilen kitaplardan biridir.

Çok ağırbaşlı olun davranışlarınızda!
Her yelde savrulan bir tüy olmayın,
ve yıkanmaya kalkmayın her suda…*
Özgürlüğü arıyor o, özgürlüğün değerini uğrunda can verenler bilir en iyi.
*
Felsefenin birçok bölümü, doğanın gidişini Tanrı’nın aklına, sanatına göre ayarladığını öğretir anlayanlara.
*
Ey ulu bilge, gökyüzünde,
yeryüzünde, yerin dibinde
dağıttığın adalet nasıl da yerinde…
*…hiç sanmayın ki, her su insanı yıkayıp temizler.
*“Günahlarım korkunçtu;
ama sonsuz bağışlayıcının kolları uzundu,
başvuran herkesi bağrına basıyordu.”
*
“Günahlarım korkunçtu;
ama sonsuz bağışlayıcının kolları uzundu,
başvuran herkesi bağrına basıyordu.”
*
Adem’in Cennet’ten kovulmasının nedeni yasak meyveyi yemesi değil, bu meyveyi yemekle Tanrı’nın insan için koymuş olduğu sınırı bilinçli olarak aşmasıydı.
Kelime Kökeni: Ad
– Yüzde yemek yemeğe, soluk alıp vermeye yarayan organ
– Ses çıkarmaya, konuşmaya yarayan boşluk
– Çıkış yeri
– Nehir ve akarsuların döküldüğü yer, munsap, kavuşan
– Kesici aletlerin keskin yanı
– Yöresel dil kullanımı, şive
– Yeni doğum yapmış inekten sağılan ilk sütün adı
– Liman, körfez ve koyların açık yanı
– Yolların birleştiği yer, kavşak, düzeydeş geçit
– Üslup, konuşma biçimi
Cümle içinde kullanımı: ” Yarım ağız bir teşekküre koca bir evliliği sığdırıp bavulunu alıp gitti, terk edilmek bu kadar kolaydı işte.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağıt söyleyen veya ağıt yakan kimse, sagucu, mersiyehan
– Ölen kimsenin ardından ağıt söylemek için parayla çağrılan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Ölü evlerinde ağıtçıları görmek beni hep öfkelendirmiş, ölümün uhrevi yanını bozduklarını düşündürtmüştür. “
Kelime Kökeni: Ad
– Sosyal ve toplumsal felaketler için söylenen söz veya ezgi, mersiye, sagu
– Ölen kimseni iyi yönlerini, özelliklerini, bıraktıklarını ve ona duyulan özlemi dile getiren söz veya yazılar
Cümle içinde kullanım: ” Ben ölüp gittikten sonra arkamdan ağıtlar yakmışsın ne fayda?”
– Yün ve iplik eğirmeye yarayan iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen ortası delik ağaç veye kemik
– Yassı ve silindir şeklindeki nesne
Cümle içinde kullanımı: “Nenem eskiden sobanın yanı başına oturur elin ağırşak alıp yün eğirirdi.”