Kelime Kökeni: Arapça-kısm çoğul biçimi
– Bölüm bölüm ayrılmış yerler
– Bölümler, parçalar, kısımlar, taneler, kesimler, bölükler
Cümle içinde kullanımı: ” Sutra’nın her aksamında başka öykü ve nasihatler bulunuyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-kısm çoğul biçimi
– Bölüm bölüm ayrılmış yerler
– Bölümler, parçalar, kısımlar, taneler, kesimler, bölükler
Cümle içinde kullanımı: ” Sutra’nın her aksamında başka öykü ve nasihatler bulunuyor. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Sakalı ağarmış,
– Yaşlı ihtiyar
– Kıdemli
– Duayen
Cümle içinde kullanımı: ” Ak sakallı dedemi girdi rüyana, hayırdır neden böyle konuşuyorsun?”
Kelime Kökeni: Ad
– Mahallenin en yaşlısı, köy muhtarı, esnaf kethüdası, ahi babası
– Ermiş, eren, veli
Cümle içinde kullanımı:”Bizi bu derdi olsa olsa ak sakal sahibi bir veli hikmetleri çözer bizim aklımız ermez.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Topal, leng, maluliyet, aksayarak yürüyen
– Türk müziğinde hareketli bir usul
– Ters giden, kötü giden
Cümle içinde kullanımı: “Ağır aksak ilerleyen basım işlerinin mesuliyetini bana yükleyemezsiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Uzak doğu,
– Asya’nın doğu ve güneydoğusu, Çin, Japonya, Endonezya, Filipinler
Cümle içinde kullanımı: “Sürgün edildiği aksa-yı şark da öldüğü haberi geldi.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Uzak batı, uzak garb, ırak garb
– Güneşin battığı yer
Cümle içinde kullanımı:“Derler ki o naif sarı çiçek aksa-yı garb da açar, güneşin rengiyle aynı yaprakları vardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ülkü, mefkure, ideal, ülküsel,
– Gaye-yi hayal, gaye, düşüncel
Cümle içinde kullanımı:” Aksa-yı emelimiz devletimizin devamlılığı ve gücünü korunmaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça, çoğul biçimi- akasî
– En son, uç, zirve, kusva
– Çok uzak, ırak
– Boynuzu arkasına meyletmiş koyun, koç
– Arıza, engel, pürüz, mania
Cümle içinde kullanımı:” İnşaat alanında oluşan aksa tamamen çalışanların aralarındaki sorunlardan kaynaklanıyor. “
Kelime Kökeni: ad
– Akis
– Yansıma, yankı
– Dingil
Cümle içinde kullanımı: “Arabanın aks bilyasında sıkıntı var nasıl yola çıkabilirim ki?”
Kelime Kökeni: Arapça-karîb çoğul biçimi
– Akraba, hısım
– Yakınlar
Cümle içinde kullanımı: ” Şehirden gelecek akrıba eş dost için bir tane kuzu kestirdik, keşkek dövdük. “