Kelime Kökeni: Özel Ad
– Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan toprağı
– Anatolia
– Güneşin doğduğu yön
– Ön Asya’nın bir parçası
Cümle içinde kullanımı: “Anadolu’dan gelecek olan ticaret malları limanlardan yurt dışı ülkelerine gönderilecek.”
Kelime Kökeni: Özel Ad
– Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan toprağı
– Anatolia
– Güneşin doğduğu yön
– Ön Asya’nın bir parçası
Cümle içinde kullanımı: “Anadolu’dan gelecek olan ticaret malları limanlardan yurt dışı ülkelerine gönderilecek.”
Kelime Kökeni: Arapça-andelîb çoğul biçimi
– Bülbüller
– Belabiller
Cümle içinde kullanımı: ” Derdim derya, başım beladayken bu çayırlarda anâdil ötüşürdü. “
Kelime Kökeni: Zarf
– O zamana kadar
Cümle içinde kullanımı:” Onu hep iyi biri olarak tanırdım yalnız o ana dek, gerçekte içten hesaplı fırsat kollayan biri olduğunu öğrendim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Birçok yavru yetiştirmiş kartlaşmış hayvan
– Deneyimli, usta, tecrübeli
– Kurnaz, açıkgöz, kolay kanmayan
– Yemiş veren ağaç
Cümle içinde kullanımı: “Bu kedinin anaç bir tavrı var köpeğin yavrularını bile sahiplenip yalıyor. “
Kelime Kökeni:Ad
– Tasavvuf ehli arasında veya Bektaşîlikte mürşidin eşine verilen ad.
– Anadolu’da şeyhlerin eşlerine verilen isim
Cümle içinde kullanımı: ” 12. yüzyılda Anadolu’da ki kadın müridlere ana bacı denirdi, günümüzdeki bu kelime çok yanlık ifade ediliyor. “
Kelime Kökeni: Ad
– Annenin babası
– Dede, ata, ced
– Büyük peder
Cümle içinde kullanımı: ” Ananın atası toprağı bol olsun çok mert adamdı, hep iyilikle andık.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güçlük, zahmet, sıkıntı, meşakkat, zorluk, cefa, eziyet, mihnet
Cümle içinde kullanımı: ” Anâ çekmeyen ne bilsin varlığın kıymetini?”
Kelime Kökeni: Ad
– Anne
– Dişi yaratık
– Dince aziz olan kadınlara verilen saygı unvanı
– Yaşlı kadınlara saygı ifadesi olarak kullanılır
– Temel, esas
– Yavrusu olan dişi
– Ona , onu
– Onun için, ondan dolayı
– Ona göre
– Oraya, o yere
Cümle içinde kullanımı: ” Anası yaralı galiba baksana yerde yatıyor hayvancağız. “
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Bir an, lahza
– Güzellik, cazibe, sabahat, melahat alım, yüz güzelliği, cemal
Cümle içinde kullanımı:” Aynaya düşen nur ânı, kalem gibi çizilmiş kaşlarıyla dünya üzerindeki bir melek gibiydi. “
Kelime Kökeni: Ad, edat
– Beyin, dimağ
– Bellek, zihin
– Zihin açıklığı
– Hatır, hafıza
– İz, alâmet, işaret, nişan
– İki tarla arasında çizilen sınırı belirten ince bir yol veya ince duvar yada çift.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir an gelecek her şey silinip gidecek, geriye sadece hatıralar kalacak. “