Kelime Kökeni: Farsça
– Yüzücü
– Yüzme sporunu yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bizim kökenimiz âşnâ-ver, yüzme ve yüzme yarışlarıyla ünlü atalarımıza dayanır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüzücü
– Yüzme sporunu yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bizim kökenimiz âşnâ-ver, yüzme ve yüzme yarışlarıyla ünlü atalarımıza dayanır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüzücü
– Yüzmeyi bilen, yüzen
Cümle içinde kullanımı: “Yüzme sporuyla ilgilen hatta yarışlara katılanlara eskiden âşnâ-ger denirdi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Suda yüzme
– Yüzme
Cümle içinde kullanımı: ” Suda bir balık olaydım, âşnâ çıka bata ilerlesem okyanusta.”
Kelime Kökeni: Ad
– Aş, erzak alımı işlerini yapan görevli, kimse
Cümle içinde kullanımı:” Uzun yıllar boyunca bir konakta aşlıkçı olarak çalıştım şimdiyse aktarcılık yapıyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yemeklik, erzak
– Yemek yapmak için malzeme
Cümle içinde kullanımı: “Pazardan aşlık bir şey almamışsın ne pişireceğiz şimdi ceviz kabuklarını mı ?”
Kelime Kökeni: Arapça-aşk+Farsça-perver
– Aşka düşkün, sürekli aşık olan
– Şıpsevdi
Cümle içinde kullanımı: ” Aşk-perver bakışımı görüp yargılama beni ustam, ben de yanılan hata yapan bir ademoğluyum işte.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşka özgü, aşka ilişkin
– Sevgiye ait olan
Cümle içinde kullanımı:” Maksadımız aşkî konuşmak, gönülden gönle geçmektir.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Geçkin
– Geçmiş olan
– Haddini aşan kimse, ölçüyü kaçıran, kantarı kaçıran
– Üstün, seçkin, faik, benzerlerini geride bırakan
Cümle içinde kullanımı: “Bir seneyi aşkın oldu en son görüştüğümüzde.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yapmacık sevgi gösteren
– Sever gibi yapmak, sever gibi görünmek
Cümle içinde kullanımı: ” Meğerse aşh-bâz görünür duygularımın hassasiyetiyle oynar kandırırmış beni.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hastalık derecesine varan tutku
– Takıntılı aşk
Cümle içinde kullanımı: “Bu delikanlı karşılıksız aşk-ı marazîye tutulmuş gibi görünüyor. “