Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı şarap
– Bâde-i gül-fâm
– Bâde-i gül-gûn
Cümle içinde kullanımı:“Kızıl gonca idi yanakları, bâde-i hamrâ idi dudakları.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı şarap
– Bâde-i gül-fâm
– Bâde-i gül-gûn
Cümle içinde kullanımı:“Kızıl gonca idi yanakları, bâde-i hamrâ idi dudakları.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kırmızı şarap
– Gül renkli şarap
– Kızıl şarap
Cümle içinde kullanımı:” Bâde-i gül-fâm dudağının kavisinde unutmuşum gençliğimi makberi neyleyeyim?”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Elest meclisinde sunulan içki, içecek
Cümle içinde kullanımı:” Bâde-i elesti içtin sohbet meclisine dalgın sanır mısın yalnızsın, Allah gönlünü bilmez mi?”
Kelime Kökeni: Farsça
– İlahi aşk
– Hamr, şarap
– Mey
– Alkollü içki
– Sarhoşluk veren içki
Cümle içinde kullanımı:” Rüyalarında bâde için ozanlar nasıl aşıklık mertebesine ulaşıyorsa bende sevdan yolunda kendimi harap etmeye razıyım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Övünmeyi seven ancak elinden iş gelmeyen kimse
– Uçurtma
– Sicime bağlı şekilde rüzgar yardımıyla uçurulan oyuncak
Cümle içinde kullanımı:” Yüreğimdeki taşı kaldıran, ruhumu bâd-ber misali uçuran sevgilim sefalar getirdin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Züğürt
– Elindekini avucundakini satıp savuran
– İflas eden kimse
– Meteliksiz kalan
Cümle içinde kullanımı:” Gençliğinin kıymetini biraz bilip tutumlu olsaydı şimdi bâd-bedest dolanmazdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yelpaze
– Sallandığında hava akımına neden olan, serinlemek amacıyla kullanılan taşınabilir araç
Cümle içinde kullanımı:” Bâd-bâzını gözlerinin önüne düşürüp kısık bakışlarıyla etrafı süzen bir kızdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gemilerdeki rüzgarlık
– Yelpaze
– Hava akımını kullanarak serinletmeye yarayan araç
Cümle içinde kullanımı:” Geminin bâd-bârı kırılmış, dümeni kaçmış ve rotası kaybolmuş gibi görünmüyor mu?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yeşil yelken
– Gökyüzü
– Gök
– Sema
Cümle içinde kullanımı:” Bâd-bân-ı ahdarı mı karartan yakamoz güzeli, gözlerinde kaybettiğim şefkatimi geri versene.”
Kelime Kökeni:Farsça
– Yelkenli, yelken
– Teknenin diğerine takılarak rüzgar gücünden yararlanarak yol almasını sağlayan şerit kumaşların bütünü
Cümle içinde kullanımı:” Mabedi yerle bir edilmiş kalb, bâd-bân yoksunu bir gemi gibi ıssızlığa yol almakta.”