Kelime Kökeni: Ad
– Rengi kırmızıya çalan metal maden
– Bakırdan mutfak takımları
– Jengâr
– Bakır pası
– Simgesi Cu olan element
Cümle içinde kullanımı:“Bakır alaşımlı tabakları kalaylayacak bir üstat arıyoruz köşke, hanımımız çok titiz biridir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Rengi kırmızıya çalan metal maden
– Bakırdan mutfak takımları
– Jengâr
– Bakır pası
– Simgesi Cu olan element
Cümle içinde kullanımı:“Bakır alaşımlı tabakları kalaylayacak bir üstat arıyoruz köşke, hanımımız çok titiz biridir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bakma
– Bakış
– Nazar
– İtibar
– Düşünce, teemmül
– Vech, cihet, yön
– Gözetme, eğitme, tımar
– Emek
Cümle içinde kullanımı:“Yaşlı teyzenın bakımı kötü galiba gün geçtikçe halden düşüyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Falcılık
– Remmallık
– Bakma işi
– Çocukların bakımıyla ilgilenen dadı
Cümle içinde kullanımı:”Bakıcılık işine başvurmuştum yakın zamanda herhalde oradan haber geldi.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Bakan
– Hizmet edeni, hizmetçi
– Falcı, fal bakan
– Remmâl
– Koruyucu
Cümle içinde kullanımı:“Ailemizin kadınları Fransız bakıcıları tarafından terbiye edilerek büyütülmüştür paşam.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görünen, açık
– Aşikar
– Ortaya çıkma
– Filizlenme
– Apaçık
– Ayan beyan
Cümle içinde kullanımı:“Bâkıl gerçekleri görmek yerine yüzünüzü duvara döndüğünüz için bunca insan yoksullukla mücadele veriyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Becerikli, yetenekli, maharetli
– Açıkgöz
– Kavrayışlı
– Bela
– Çok uyanık
Cümle içinde kullanımı:“Bâkı’a bir öğrenci hocanın her dediğini yapan veya taklit eden değil bilgisinin üzerine yenisini ekleyendir.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Benekli
– Çilli
– Lekeleri olan
Cümle içinde kullanımı:“Yüzüne bakarsan bâkı güzelliğini görür farklı bir edası olduğunu kabul etmek zorunda kalırsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-bâ+Arapça-kemâl
– Kusursuz
– Yetkin
– Eksiksiz, mükemmel, şahane
– Kusurlu zıt anlamı
Cümle içinde kullanımı:“Bâ-kemâl biriymiş gibi davranıyorsunuz ancak yetkinliği gösteren rütbeden çok tecrübedir.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bakarken
– Baktığı sırada
– Baktığı esnada
– Bakıp dururken
Cümle içinde kullanımı:” Gözümün önünde bakıpyorurken öyle bir düştü ki çocuk alnı bir karış yarıldı.”
Kelime Kökeni: Arapça-bakıyye çoğul biçimi
– Ertesi seneye kalan vergi
– Birliklerine sevk süresi içinde özürsüz katılmayan askerler veya yükümlüler
Cümle içinde kullanımı:“Sizin oğlan bakayâ galiba bu sene askere teslim olması gerekmiyor muydu?”