Kelime Kökeni: Farsça
– Tanınmış, ünlü, meşhur
– Varlıklı, zengin
– Mal mülk sahibi kimse
– Yoksul karşıtı
– Parası çok olan
Cümle içinde kullanımı:”Ne bâ-nevâ samur kürkü sarınan insan gördüm, içinde insana dair bir şey kalmamış kabuktan ibaret.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tanınmış, ünlü, meşhur
– Varlıklı, zengin
– Mal mülk sahibi kimse
– Yoksul karşıtı
– Parası çok olan
Cümle içinde kullanımı:”Ne bâ-nevâ samur kürkü sarınan insan gördüm, içinde insana dair bir şey kalmamış kabuktan ibaret.”
– Batırmak, batırıp sürmek
– Sulu bir şeyin içine katarak yumuşatmak
– Bulaştırmak
– Banmak
Cümle içinde kullanımı:“Köy sofralarını bereketli yapan bir somun ekmeği cümbür cemaat aynı tas yemeğe bandırarak yemeden geçer.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bandırma eylemi
– Pekmez içine bandırılmış ceviz
– Üzüm ve nişastanın kaynatılarak başka bir tatlı ve cevizle bastırılmasıyla yapılan sucuk, cevizli sucuk
– Köme
Cümle içinde kullanımı:”Bakır tepsilerle önümüze konulan sofraya üç baç parmak eşliğinde herkes ekmeğini bandırmaya başladı.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-bandiera
– Yabancı devlet bayrağı
– Yabancı devlet sancağı
– Geminin hangi ülkeye ait olduğunu gösteren bayrak
Cümle içinde kullanımı:” Büyük savaş gemisi boğazdan geçmeden önce bandırasını açarak mensubu olduğu ülkenin dost olduğunu gösterdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kuduz böceği
– Kunduz böceği
– Cantharis
Cümle içinde kullanımı:“Hekimlikte kullanılan banbul kurdı parlak yeşil rengi olan bir böcektir esasında yakı için kullanılır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyük çadır
– Otağ
– Oba
– Çerge
Cümle içinde kullanımı:“Ban evi sırtında taşıyıp yeni yaylara doğru yola çıkışını, gözlerindeki yeni yerler görme hevesini hatırlayacağım hep.”
Kelime Kökeni: Ad
– Şehadet parmağı
– İşaret parmağı
– Gösterme parmağı
Cümle içinde kullanımı:” Ban barmağını üstüme dikip ağız dolusu küfürleri savurunca beynim dönmüş.”
Kelime Kökeni: Ad
– Eklendiği söze koruyan, gözeten, bakan, gözleyen anlamını katan birleşik söz varlığı oluşturan ek
Cümle içinde kullanımı:”Dîde-bân anacım, dünya derdi neyime soluğun yanımda olduktan sonra.”
Deyim
– Ezan okumak
– Namaza çağırmak, ilan etmek
Cümle içinde kullanımı:”Nur yüzlü hoca minareye çıkıp ban okuduğunda yüreğim huşu ile kanatlanır.”
Deyim
– Ezan okumak
– Yüksek sesle bağırmak, konuşmak
– Yüksek sesle seslenmek
Cümle içinde kullanımı:“Öyle bir ban verdi ki yer yerinden oynayacak sandım öyle bir ses var kadında.”