– Usandırmak
– Bıktırmak
– Bıkkın verecek raddeye getirmek
– Dayanamaz duruma getirmek
– Gına getirmek
Cümle içinde kullanımı: “Hep aynı yalan dolan dalaverelerle bezdirdi milleti kendinden.”
– Usandırmak
– Bıktırmak
– Bıkkın verecek raddeye getirmek
– Dayanamaz duruma getirmek
– Gına getirmek
Cümle içinde kullanımı: “Hep aynı yalan dolan dalaverelerle bezdirdi milleti kendinden.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sermayeler
– Birikimler
– Varlıklar
Cümle içinde kullanımı: “Hayatta bize tecrübelerimizden kalan Bezâyi ve deneyimlerdir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gökçil yakut
– Mavi renkte olan yakut
– Gök yakut
Cümle içinde kullanımı: “Bezâdî gözlerini üstüme diktiğinde gökyüzü sineme düştü zannederdim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pamuk ve keten ipliğinden yapılan dokuma
– Kumaş parçası
– Kumaş türü
– Gudde
– Boyun koltuk altında sonradan oluşan kabarcıklar
– Beze
– Deriyi çizerek kanatma
– Düz dokuma parçası
– Pastırma yapılacak et parçası
Cümle içinde kullanımı: “Camları silmek için iki tane bez istedim sadece çok bir şey değil. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Oval
– Yumurtaya benzeyen
-Şekli yumurtayı andıran
– Söbe
– Yumurtamsı
Cümle içinde kullanımı: “Beyzî biçimindeki acayip şeylerin ne olduğuyla alakalı henüz bir malumat gelmedi.”
Kelime Kökeni: Arapça-beyze sözünün tesniye ikilik biçimi
– Hayalar
– Taşaklar
– Er bezleri
– Testisler
Cümle içinde kullanımı: “Beyzeteyn olan adamlık vasfına sahip değildir ya.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Testis
– Er bezi
– Haya
– Yumurta
– Taşak
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanın beyzelerine tekme adam gavuru yakalayıp bir güzel benzettiler.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumurta biçiminde
– Yumurta şeklinde olan
Cümle içinde kullanımı: “Sırtındaki beyzavî şişlikler hiç hayra alamet değil bence.”
Kelime Kökeni: Ad
– Asalet
– Soyluluk
– Kişizadelik
– Hoppalık
– Müsriflik
– Har vurup harman savurma
– Düşüncesizce hareket etme
– Aristokratlık
– Asilzadelik
Cümle içinde kullanımı: “Bey-zâdelik kanına işlediğinden mütevellit zora gelemez her sıkıntıda kaçmayı yeğlerdi.”
Kelime Kökeni: Türkçe-bey+Farça-zâde
– Bey oğlu
– Babası reis veya ağa olan kimse
– Soylu
– Necip
– Asil
– Nazlı büyütülmüş kimse
– Zengin bir kimsenin oğlu
Cümle içinde kullanımı: “Bey-zâdem kahvaltısını yatağında mı alır yoksa kıçını kaldırıp masaya gelirler mi?”