Kelime Kökeni: Ad
– Ağaç ve tahta kesmeye yarayan testerenin büyüğü
– Saraç bıçağı
– Dişli bıçak
– Büyük testere
– Motorlu testere
Cümle içinde kullanımı: “Bıçkıyla bahçeye giren bahçıvan kurumuş ağaçların gövdesine hiç acımadan vurdu.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağaç ve tahta kesmeye yarayan testerenin büyüğü
– Saraç bıçağı
– Dişli bıçak
– Büyük testere
– Motorlu testere
Cümle içinde kullanımı: “Bıçkıyla bahçeye giren bahçıvan kurumuş ağaçların gövdesine hiç acımadan vurdu.”
Deyim
– Bıçak kemiğe dayanmak
– Elden bir şey gelmemek
– Katlanamayacak raddeye gelmek
Cümle içinde kullanımı: “Bıçak sünüğe ermişken de get başka bir şey deme bana.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kesici alet
– Delici alet
– Ağzı keskin silah
Cümle içinde kullanımı: “Bıçak kemiğe dayandı artık ne yaparsak yapalım boşa kürek çekiyoruz.”
Kelime Kökeni: Arapça-bezzâz+Farsça-istân
– Bedesten
– Esnaf çarşısı
– Mahfuz çarşısı
– Kıymetli eşyaların ve kumaşların satıldığı yer
Cümle içinde kullanımı: “Bezzâzistân da en çok çeyizlik alışveriş yapan yeni evlenecek kızları ve ailelerini görürsünüz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Manifaturacı
– Kumaş alıp satan kimse
– Kumaş çarşısında bulunan dükkan
– Manifatura eşyası satılan yer
– Her türlü dokuma satılan yer
Cümle içinde kullanımı: “Bezzâz çarşısında adım atılmadık yer bırakmadığımız halde aynı değerde ipek kumaş bulamadık.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İçki içmek için toplanılan yer
– Sohbet etmek için toplanılan mekan
– Eğlence mekanı
– Sefahat yeri
Cümle içinde kullanımı: “Bezm-gâh da atılan bir kadehle avuturdun beni, fakat sen dilinle zehirlemeyi seçtin.”
– Bıkmak
– Usanmak
– Bezginlik hissetmek
– Ümitsizlik duymak
– Yorulmak
Cümle içinde kullanımı: “Aşkımız kaderin bir oyunu muydu yoksa delirmiş insan kalabalığından bezmek miydi?
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Ruhlar aleminde ilk yaradılışta Allah ile ruhlar arasında, Allah’ın ruhlara ‘Ben sizin Rabbiniz miyim?’ sözüne ruhların ‘Evet Rabbimizsin!’ sözünü verdikleri meclis
– Elest meclisi
Cümle içinde kullanımı: “Bezm-i Elest, yaratıcı ile yaratılanın diyaloğuna verilen isim olup aslında bir tasdikleme ve kabullenmedir.”
– Dağıtmak
– Bol bol saçmak
– Bol bol vermek
– Cömertçe vermek
– Esirgememek
– Bol kepçeden vermek
Cümle içinde kullanımı: “Hayır dağıtan kişinin bezl etmesinin en büyük nedeni eli açık gönlü zengin olmasıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Güzel söz söyleyen
– Gönül okşayıcı söz söyleyen kimse
– Şakacı
– Latife eden
Cümle içinde kullanımı: “Bezle-gû konuşan biri varken köy ağzıyla konuşan birini kolay kolay müdürlüğe almazlar.”