Kelime Kökeni: Arapça
– Ön takı
– ile, için anlamında kullanılan ikileme
– Yemin edatı
– İki kere
Cümle içinde kullanımı: “Bi’llâh bezdim bu dertten, ciğerim soldu anlamıyor musun?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ön takı
– ile, için anlamında kullanılan ikileme
– Yemin edatı
– İki kere
Cümle içinde kullanımı: “Bi’llâh bezdim bu dertten, ciğerim soldu anlamıyor musun?”
– Tezviratta bulunmak
– Sıkılmak
– Bunalmak
– Darlıkta bulunmak
– Can sıkıntısı duymak
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın erken saatinde yolların çilesi insanı iyice bızıktırıyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Erkeğin üst dudağı üzerinde çıkan kıllar
– Şârib
– Seble
– Sürgün
Cümle içinde kullanımı: “Bıyıkları henüz terlemiş delikanlı önümüzden koşarak kan ter içinde geçti.”
Kelime Kökeni: Moğolca-ad
– Ordunun sağ kolu
– Meymene
– Cevangar karşıtı
– Sağ taraf
– Sağ kol
Cümle içinde kullanımı: “Sol cenahımdan bırangara geçiş yapabilecek mertebede olan tek şahsiyet sizdiniz efendim.”
– Terk etmek
– Komak
– Elden atmak
– Artık tutmamak
– Müsaade etmek
– İzin verilmek
– Saklanmak üzere bir şeyi emanet etmek
– Boşamak
– Elden çıkarmak
– Koymak
– Bir yükümlülüğü başkasına devretmek
– Başka zamana ertelemek
Cümle içinde kullanımı: “Muhakkak o da bilmiştir, içmeden sarhoş olmadan tanımıştır beni yoksa bu gidişin böyle bırakmanın başka bir tezahürü olabilir mi?”
Kelime Kökeni: Ad
– Tereke
– Ölen bir kişinin arkasında bıraktığı şey
– Miras
– Terike
– Kalıt
Cümle içinde kullanımı: “Aile büyüklerinden kalan bırakıtlarla ömür boyu geçinebileceğini sandı galiba.”
Kelime Kökeni: Özel
– Brahman mezhebine mensup kimse
– Mecusilerin dini reisi
– Hintlilerin din adamları
Cümle içinde kullanımı: “Hindistan’da bildiğiniz üzere kast sistemi mevcuttur, kast sisteminin en yüksek mertebesini Bırahman oluşturur.”
Kelime Kökeni: Ad
– Hafif surette oynayıp durmak
– Titremek
– Şişmanlıktan kaynaklı etlerin oynaması
– Yumuşaklık nedeniyle et veya sıvının dalgalanıp sallanması
Cümle içinde kullanımı: “O her yürüdüğünde kollarındaki ve boynundaki yağlı katmanlarda bıngıldıyor sanki.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeni doğmuş çocuğun başının yumuşak üst kısmı
– Kemiklerin birleşme yerinde bulunan kıkırdak bölümü
– Sözünden sürekli cayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bebeğin ilk doğduğu zamanlarda bıngıldak kısmını korumalı darbe almasını engellemelisiniz.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yerden çıkan su
– Çeşme
– Pınar
– Kaynak
– Su başı
– Memba
Cümle içinde kullanımı: “Bınar başında oturur buz gibi sudan çıkardığımız bostanı ağzımız sulana sulana yerdik.”