Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bilgisizlik
– Cahillik
– Cahilliğe ait olan
– Cehalet
– Nadanlık
– Habersiz olma
Cümle içinde kullanımı: “Câhiliyyet dönemini geçtin artık büyüdün kendi kararlarını kendin verebilirsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Bilgisizlik
– Cahillik
– Cahilliğe ait olan
– Cehalet
– Nadanlık
– Habersiz olma
Cümle içinde kullanımı: “Câhiliyyet dönemini geçtin artık büyüdün kendi kararlarını kendin verebilirsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat ve ad, câhilî sözünün müennes dişil biçimi
– İslamdan önceki dönem
– Müslümanlıktan önceki çağ
Cümle içinde kullanımı: “Câhiliyye devri sonrasında Hz. Muhammed İslamiyet’i yayarak Müslümanlığın yayılmasını sağlamıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Cahillikle ilgili
– Aymazlıkla ilgili
– Bilgisizlik ilgili
Cümle içinde kullanımı: “Câhilî meraklı değildir, korkusuzdur hatta korkusuzluğuna sığınacak kadar cüretkardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-câhil+Farsça-âne
– Cahilce
– Cahil gibi
– Bilgisizce
– Aymazca
Cümle içinde kullanımı: “Câhilâne konuşmalarıyla hepimizi ürkütüyor, korkusuzluğuyla mahvımıza neden oluyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-cehl, çoğul biçimi cehele, cühelâ
– Bilmeyen
– Bilmez
– Nâdân
– Bî-haber
– Görgüsüz
– Genç
– Tecrübesi
– Acemi
– Okuma yazma bilmeyen
– Bilgisiz
– Deneyimsiz
Cümle içinde kullanımı: “Câhil bir kimseyle giriştiğiniz her savaşta inan olsun ki kaybedersiniz, bilgi körlüğü alt edemez.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– İnkarcı
– Bile bile inkar eden
– Elinden geleni esirgemeyen
– Cehdeden
– Ayak direten
– İnatçı
– İnkar eden kimse
– Elinden geleni esirgemeyen
Cümle içinde kullanımı: “Günahını cihâd eden biriyle sevaplarını tartışamazsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Aşikar
– Besbelli
– Apaçık
– Açık
– Çok belirgin
– Bedihî
Cümle içinde kullanımı: “Câhî duygular mevcutken beyhude çırpınışlarda geçiyor ömrüm.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gururlu
– Çok kibirli
– Fazla mağrur
– Kurumlu
– Çalım satan
Cümle içinde kullanımı: “Görgüsüz cahhâf bir karaktere sahip olanlar şüphesiz ki en çok kendisine zarar verir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yüksek makam
– Onurlu mevki
– Mansıb
– Kadr
– Devlet hizmeti
– Kıymet
Cümle içinde kullanımı: “Câh sahibi olanlar bilhassa kibirli ve onurludur, bu sebepten burunları büyüktür.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Seçilmiş yer
– Yer seçen
– Önceden ayarlanmış yer
Cümle içinde kullanımı: “Câ-güzîn olan bu tarla dedemden kalan son yadigardır kimselere satamam.”