Kelime Kökeni: Ad
– Yar
– Uçurum
– Kadınların büründükleri çarşaf
– Faydasız bağırıp çağırmak
– Gevezelik
– Değirmi çarşaf
– Derin yamaç
– Zevzeklik
Cümle içinde kullanımı: “Car içine bürünmüş kadının ela gözleri yıkıcı bir kıyımdan ibaretti.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yar
– Uçurum
– Kadınların büründükleri çarşaf
– Faydasız bağırıp çağırmak
– Gevezelik
– Değirmi çarşaf
– Derin yamaç
– Zevzeklik
Cümle içinde kullanımı: “Car içine bürünmüş kadının ela gözleri yıkıcı bir kıyımdan ibaretti.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Azrail
– Can alıcı
– Can alan
– Öldürücü
– Ölüme sebep olan
Cümle içinde kullanımı: “Kötülük bitecek çünkü cân-şikâr ruhu elden alıp her şeye bir son verecek.
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönül yakıcı
– Yürek yakan
– Gönül alan sevgili
– Yürek tutuşturan
Cümle içinde kullanımı: “Akıldan geçip gönle düşen cân-sûz, gözlerim kördür kötülüğüne.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Can alıcı
– Can çıkarıcı
– Ruh alan
Cümle içinde kullanımı: “Cân-sitân bir ölümden sana gelmiş üstümdeki kara toprağı makberime dökmüştüm.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Canını verircesine
– Özveri sahibi gibi
– Canını öne koyarcasına
Cümle içinde kullanımı: “Cân-sipârâne sevmek bize göreydi, zoru görünce kaçmak sana göreydi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Canını feda eden
– Canını hiçe sayan
– Canını ortaya koyan
Cümle içinde kullanımı: “Cân-sipâr eden bir adam varken sen gittin vefasız olanı seçtin.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sevgili
– Yâr
– Yaren
– Gönül alan sevgili
– Kalp çalan dilber
Cümle içinde kullanımı: “Cân-rübâ, ey gözlerinde yıldızları parlayan ay ışığım geliver koynuma.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönül açıcı
– Yürek besleyici
– Ruh besleyen
– Yürek ferahlatan
– Gönle hoş gelen
Cümle içinde kullanımı: “Cân-perver bir sevgiden bahis edilecekse anne şefkatiyle hiçbir şey kıyaslanamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Canını veren
– Canını bağışlayan
– Canını feda ede
– Canını hiçe sayan
Cümle içinde kullanımı: “Sen değildin bendim cân-nisâr çırpınışlarla sana daima koşan!”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Kuvvetli
– Zorlu
– Manalı
– Tesirli
– Canı olan
– Zinde
– Yaşayan
– Diri
Cümle içinde kullanımı: “Gördüğümüz kadarıyla yeterince canlı ve heyecanlı bir görünümü vardı.”