Kelime Kökeni: Ad
– Telve ile yapılan sahte kahve
– Boş konuşma
– Gevezelik
– Lafazanlık
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden birlikte içtiğimiz cavcavları hatırladın mı ne güzel günlerdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Telve ile yapılan sahte kahve
– Boş konuşma
– Gevezelik
– Lafazanlık
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden birlikte içtiğimiz cavcavları hatırladın mı ne güzel günlerdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çaşıtlık
– Casusluk
– Çaşıt olma durumu
– Ajans olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Câsûsî görevlerini yerine getirmediğinden gruptan atıldığı söyleniyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cevâsîs
– Bir takım bilgileri ve esrarı gizlice öğrenip haber veren kimse
– Düşman tarafından bir devletin askeri ve siyasi gücünü öğrenmek üzere gizlice onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş kimse
– Çaşıt
– Ajan
– Casus
– Gizlice bilgi toplayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Câsûs olduğundan şüphelenilen mültecinin ülkeye yasal yollardan gelmediği kanıtlandı.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kabus
– Kötü rüya
– Korkutan rüya
– Karabasan
Cümle içinde kullanımı: “Câsûm gördükten sonra insan bir süre gerçek hayata dönemiyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-cesâret
– Cesaret eden
– Cesaretli
– Cesur
– Yürekli
Cümle içinde kullanımı: “Câsir, yürüdü mü yeri inleten bir aslan geliyor buraya saygıda küsur etmeyiniz.”
Kelime Kökeni: Arapça-câsî sözünün müennes dişil biçimi
– Kur’ân-ı Kerim’in 45. suresinin adı
– Casiye suresi
– Dehir suresi
Cümle içinde kullanımı: “Câsiyye suresini okumadan hocanın derslikten çıkmamıza müsaade edeceğini sanmıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça- câsîyye çoğul biçimi
– Egemenlikler
– Üstün gelmeler
– Hükümranlıklar
– Hakimiyetler
Cümle içinde kullanımı: “Kanlı savaşlardan câsiyyât önemli bir husustur lakin unutmayınız gök kızıla boyandığında çocuklar korkacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cüsûm çoğul biçimi
– Diz çökme
– Eğilme
– Yüz üstü yatan kimse
– Eğik olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Câsim duruşundan hasta ve güçsüz olduğunu pekala görebilirsin.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Öldürme
– Gücünü kabul ettirme
– Egemen olma
– Son verme
– Bitirme
Cümle içinde kullanımı: “Güç bela bu aşkında tüm gücüne câsî edecek, hiç tanımamış gibi çıkıp gideceğim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Süpürge
– Süpürme işi için kullanılan araç gereç
Cümle içinde kullanımı: “Cârûb eline alıp etraftaki çörü çöpü toplayarak yürüyordu.”