– Doğru söylemek
– Yalan söylememek
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın doğasında çinlemek olduğu gibi riyada vardır elbet.”
– Doğru söylemek
– Yalan söylememek
Cümle içinde kullanımı: “İnsanın doğasında çinlemek olduğu gibi riyada vardır elbet.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çin tarzında dokunmuş kumaş veya bez
Cümle içinde kullanımı: “Üzerinde gördüğümüz çinkârî elbise çok otantik görünüyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yem döken
– Dökücü
Cümle içinde kullanımı: “Kümeslerin başında mutlaka çîne-rîz biri olmalı kardeşim.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Toplayıcı
– Devşirici
– Toplayan
– Devşiren
– Derleyici
Cümle içinde kullanımı: “Validem çînende biri olmasaydı çoktan ailemiz darmadağın olurdu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kuş kursağı
– Kuşların midesi
Cümle içinde kullanımı: “Çîne-dân kuşların can noktasıdır, hem midesi hem boğazıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kuş yemi
– Dane
– Kuşlara yedirilen tahıllar
Cümle içinde kullanımı: “Yavru kuşları çîne vererek büyütemezsin annelerinin bakımı şart.”
Kelime Kökeni: Ad
– Çin kasesi
– Çin tası, çanağı
Cümle içinde kullanımı: “Çin ayağında yediğimiz uzun eriştenin tadı damağımda kaldı.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Dalgalı saç
– Düz olmayan saç
Cümle içinde kullanımı: “Çîn-i zülfü savurduğunda umut sinemde yeniden boy verir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kaş çatıklığı
– Kaş çatma
– Öfkeyle kaşlarını çatmak
Cümle içinde kullanımı: “Hiddetle çîn-i ebrû bakma öyle, korkularım tasavvurumdan gelir.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Alın buruşuğu
– Alın kırışığı
– Alnı kırışmış olan
Cümle içinde kullanımı: “Dertlerin insan üzerindeki tesirini çîn-i cebîne bakarak anlayabilirsiniz.”