Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kardeş
– Karındaş
– Birader
– Aynı anne ve babadan doğan çocuklar
Cümle içinde kullanımı: “Aynı rahimden çıkanlara bizde dâder denir, anlamı kardeştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kardeş
– Karındaş
– Birader
– Aynı anne ve babadan doğan çocuklar
Cümle içinde kullanımı: “Aynı rahimden çıkanlara bizde dâder denir, anlamı kardeştir.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Adaletli
– Adaletli kimse
– Adil
– Hakkı yerine getiren
Cümle içinde kullanımı: “Dâd-bahş birini başa getirmezseniz haksızlığın önünü alamazsınız.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Doğru kimse
– Adaletli davranan kimse
– Adil
– Adaletli
Cümle içinde kullanımı: “Vicdanını dinleyip dâd-âver biri olduğun müddetçe kalbini temiz tutmaya devam edersin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Adaletli davranan hükümdar
– Hükümdar
– Tanrı
– İla
– Allah
Cümle içinde kullanımı: “Şükür sebebimiz olan Dâdâr elbet bizi yarı yolda bırakmaz arkadaşlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Allah
– Tanrı
– Rab
– İlah
Cümle içinde kullanımı: “Dâd-âferîn biz insanları dünyayı yok edelim diye değil onun yarattıklarını takdir edip sahip çıkalım diye yarattı.”
Kelime Kökeni: Ad
– Osmanlı Türkçesinde 17. harf
– Ebced hesabında 800 sayısı
Cümle içinde kullanımı: “Eskimeye yüz tutmuş defterin kapağında kocaman bir dad harfi var.”
Kelime Kökeni : Farsça-tamlama
– İmdat isteme
– Yardım dileme
– Eyvah deme
– İyilik isteme
Cümle içinde kullanımı: “Dâd u feryâd eden birine sırtını dönmek benim kitabımda yok.”
Kelime Kökeni: Endonezce
– Gece kelebekleri
– Endonezya’da yaygın olan seks işçiliğine verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Geçinmek adına bedenini satmak zorunda kalan kadınlara o yörenin insanları kupu kupu malam diyor.”

Kelime Kökeni: İtalyanca
– Yaşı ilerlemiş bir sürü kediye bakan kadın
– Kedili kadın
Cümle içinde kullanımı: “Benim yalnızlığımın sonu gattara olacak galiba, evimi kediyle doldurup annelik yapacağım.”

Kelime Kökeni: Filipince
– Elle yassılaştırılmış peynir
– Çocukların yanaklarını sıkarak sevme
Cümle içinde kullanımı: “Küçükleri böyle yanaklarını yüzlerini sıkıştıra sıkıştıra sevmeye gigil diyorlar, bizde boğsulamak derler.”