Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Dua etmesini bilen
– Duacı
– Davet eden
– Davetçi
– Çağıran
– Çağrıcı
Cümle içinde kullanımı: “Allah’a el açan dâ’î, insandan medet ummaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Dua etmesini bilen
– Duacı
– Davet eden
– Davetçi
– Çağıran
– Çağrıcı
Cümle içinde kullanımı: “Allah’a el açan dâ’î, insandan medet ummaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kurbanlık
– Kurban
– İbadeti yerine getirmek amacıyla kesilen hayvan
– Kuşluk vakti kesilen kurban
Cümle içinde kullanımı: “Bu aşk uğruna boynumu sana uzatıp dahye edilmeyi bekledim.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İlk kuşluk vakti
– Güneşin ufukta ilk yükseliş anı
– Kuşluk
– Gün ağarması
Cümle içinde kullanımı: “Seni her gecenin sonunda dahve gözlerimin önünde parlarken bekleyeceğim, ne olur gel olur mu?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Havaya atılan fişek
– Türbe
– Mezar
– Merkad
– Kabir
– Sin
Cümle içinde kullanımı: “Dahme girmeden önce vicdanının sesini duy ve sana ne dediğine bak.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İri
– Kocaman
– Kalın
– Büyük
– Cüsseli
– Dolgun
– Enli
Cümle içinde kullanımı: “Aralarından en dahm olanı seçip getirmelisin.”
– Karışmak
– Müdahale etmek
– El atmak
– Burnunu sokmak
– Araya girmek
– İşe karışmak
-Dahil etmek
Cümle içinde kullanımı: “Kendinizi dahl edip çözüm bulmaya çalışmanızı saygıyla karşılıyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gelir ve gider
– Gelir gider
– Kazanılan ve harcanan paralar
Cümle içinde kullanımı: “Dahl ü harc ticaret erbabının başarısını kanıtlar, her ikisinin eşit olması sıkıntıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Girme
– Yaptırım
– Etki
– Katkı
– Nüfuz
– İçeriye adım atma
– Karışma
– Yardım
Cümle içinde kullanımı: “Bedenimden kan damarlarıma dahl eden üzüntün meğerse adı senmişsin”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi dahâyâ
– Kurbanlık
– Kurban kesmeye elverişli hayvan
– Kurban edilen koyun, keçi, inek vb. büyük baş
Cümle içinde kullanımı: “Bayram geldiğinde dahiyye edilecek hayvanları hazır edin.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Musibet
– Felaket
– Kurnaz kimse
– Fetanet sahibi
– Sıkıntı veren şey
– Uğursuz
Cümle içinde kullanımı: “Başımıza musallat olan dâhiye illaki çözülecek ve biz refaha ulaşacağız.”