Kelime Kökeni: Ad
– Bir mayiden bir küçük küre teşkil edip düşen miktar
– Katre
– Damla ile akıtılan ilaç
– Küçük miktar
– Küçük miktar su
Cümle içinde kullanımı: “Damla damla düşen suyun temizliğinden eminim de ruhunu bilemem”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir mayiden bir küçük küre teşkil edip düşen miktar
– Katre
– Damla ile akıtılan ilaç
– Küçük miktar
– Küçük miktar su
Cümle içinde kullanımı: “Damla damla düşen suyun temizliğinden eminim de ruhunu bilemem”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yavaş yavaş kan sızan yara
– Damla damla kan sızan yara
– Kan sızdıran yaran
Cümle içinde kullanımı: “İçerimdeki dâmi’a kıpkırmızı, bir gör nasıl sızlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Avcı
– Tuzakçı
– Avı kendine iş edinen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ormanların kralı gibi davranan dâmî, elinde tüfeğiyle çevresine korku salıyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Damgalanmış
– Damgası olan
– Suç yüklenmiş olan
Cümle içinde kullanımı: “Kıyafetin üzerindeki damgalı lekeyi gördün dimi.”
– Bir nesnenin üzerine damga vurmak
– Damga ile iz koymak
– Birine suç yüklemek
– Nitelik yüklemek
Cümle içinde kullanımı: “Böylesi büyük bir utancı başka birinin üstüne damgalamak hoş mu sence?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tehlikeli yer
– Tuzak kurulan yer
– Tuzak kurulan bölge
Cümle içinde kullanımı: “Kalbinde kurduğun dâm-gâh beni bin parçaya ayıracak.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir nesnenin üzerine bir nişan bir alamet basmak üzere boya ile veya kızgın demir olarak kullanılan mühür
– Bir kimsenin adını kötüye çıkaran durum
– İşaret
– Yüz kızartan durum
Cümle içinde kullanımı: “Alnımıza vurulan bu damga nasıl silinecek bilmiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Etek sallayan
– Hafif meşrep
– Serkeş
– Oyunbaz
Cümle içinde kullanımı: “Dâmen-zen bir kadındır, şen şakraktır gülücükler satar etrafına.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bir köşeye çekilmiş
– Elini eteğini çekmiş
– Feragat eden
Cümle içinde kullanımı: “Hayatının en güzel yıllarında dâmen-keş bir yaşam sürdü.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Baş örtüsü
– Eteklik
– Etek
– Etek yapmaya elverişli kumaş
Cümle içinde kullanımı: “Dâmenî dikeceğini söylemişti ama şalvar dikmiş.”