
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Fakir
– Yoksul
– Mendil
– El sileceği
– Dini bütün
– İnançlı
– Fukara
– Zavallı
Cümle içinde kullanımı: “Bir yudum suya bir lokma ekmeğe muhtaç dest-pâk, siz insanlarının doyumsuzluğuna kurban oluyor.”

Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Fakir
– Yoksul
– Mendil
– El sileceği
– Dini bütün
– İnançlı
– Fukara
– Zavallı
Cümle içinde kullanımı: “Bir yudum suya bir lokma ekmeğe muhtaç dest-pâk, siz insanlarının doyumsuzluğuna kurban oluyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kendi eliyle dikilen fidan
– Aracılık ederek birine iş bulma, yerleştirme
– İşe tayin edilen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Dayısının oğlu dest-nişân edilerek bulduğu işte bile tutunamadı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Abdest
– Müslümanların namaz kılabilmek için yıkanması
Cümle içinde kullanımı: “Dest-namâz almak için temiz suya ihtiyacımız var.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sermaye
– Elde bulunan şey
– Varlık
– Servet
– Anamal
Cümle içinde kullanımı: “Dest-mâye görülen tüm eşyaların kaydı tutuldu ve raporlandı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El silecek bez
– Elbezi
– Kurulama ve temizleme için kullanılan bez
Cümle içinde kullanımı: “Tıpkı dest-mâl gibi bir kenara atabileceği bir kadın sandı.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Dilenci
– El çeken
– Bir işten vazgeçen
– El uzatan
– Gözü görmeyen birini elinden tutarak gezdiren kimse
– Israrla bir şey isteyen
Cümle içinde kullanımı: “Dest-keş olmak mühim değil, yarıda bırakılmak acı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El işi
– İş
– Makine kullanmadan el işiyle yapılan
– El emeği
Cümle içinde kullanımı: “Dest-kâr halılara yoğun ilgi var bulabilirseniz şanslı sayılırsınız”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– El bileziği
– Bilezik
– Bileğe süs için takılan halka
Cümle içinde kullanımı: “Kolları altın destîne dolu gelin, alnın ak yüzün pak gidesin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Tezkere
– Pusula
– Askerlik görevinin bittiğini gösteren belge
– Kısa mektup
Cümle içinde kullanımı: “Yıllar sonra destgîre alıp geldiğinde ne anasını ne de babasını sağ bulabildi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Oyuncak
– Oynayıp eğlenmeye yarayan şey
Cümle içinde kullanımı: “İnsanların kalbini dest-hûş gibi oynayıp bir tarafa atamazsınız.”