– Terbiye etmek
– Eğitmek
– Gelişmesini sağlamak
– Bilgi ve görgü aşılamak
Cümle içinde kullanımı: “Ortalıkta biçare büyüyen çocuklara kendince edeplemek suretiyle yetiştirmeye çalışıyor.”
– Terbiye etmek
– Eğitmek
– Gelişmesini sağlamak
– Bilgi ve görgü aşılamak
Cümle içinde kullanımı: “Ortalıkta biçare büyüyen çocuklara kendince edeplemek suretiyle yetiştirmeye çalışıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Duygu, düşünce ve hayallerin nazım veya nesir biçiminde anlatılma sanatı
– Yazın
– Nazım ve nesir yoluyla kaleme alınan tüm eserler
– Bu eserleri inceleyen bilim dalı
Cümle içinde kullanımı: “Edebiyât ile ilgilendiği yıllarda üç kitap yayımlamış ve şiirler yazmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Edebiyata özgü
– Terbiye ile ilgili
– Nezaketle alakalı
– Yazınsal
– Edebiyatla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Kullandığı cümlelerin hepsi eddebî bir hava katmış değil mi?”
Kelime Kökeni: Arapça-edeb+Farsça-âne
– Edeplice
– İyi ahlaklı
Cümle içinde kullanımı: “Edebâne davranışlarıyla bir anda herkesin sevgilisi oldu.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Terbiye
– Hüsn-i ahlak
– Utanma
– Hicap
– Naziklik
– Örtülmesi gereken yerler
– Avret yerleri
– Edebiyat bilimi
– İncelik
– Zarafet
– Kavlen
– Haya
– Güzel ahlak
Cümle içinde kullanımı: “Bir insanı güzel gösteren edebi, kalbini temiz tutan vicdanıdır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyük birader
– Büyük erkek kardeş
– Abi
– Ağabey
– Aka
Cümle içinde kullanımı: “Bizde saygı gösterilen erkeğe ede diye seslenilir.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Dua eden
– İlmiye mensuplarının ve şeyhlerin imzalarının üzerine koydukları ibare
– Duacınız anlamındaki ibare
Cümle içinde kullanımı: “Mektubun sonunda gördüğümüz eddâî kime ait olduğunu pekala belli ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Mataralar
– Su kapları
Cümle içinde kullanımı: “Eddâvâ içine doldurduğu konyağı gizlice içmeye devam ediyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Araç gereç
– Başlı başına anlamı olmayan kelime veya harf
– Alet
– İlgeç
– Avadanlık
– Derleme
Cümle içinde kullanımı: “Gereksiz edât kullanımı cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.”
– Eda etmek
– Ödemek
– Vermek
– Yerine getirmek
– Borcunu ödemek
Cümle içinde kullanımı: “Dansıyla huşu içinde edâ ederken gözlerinde mutluluk pırıltıları vardı.”