– Fesadın, kötülüğün, dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, düşmanlıkların olduğu mekan.
– Hileli düzenin kurulu olduğu yer.
Cümle içinde kullanımı: ” Ortamın cadı kazanından pek farkı kalmamıştı artık herkes birbirinin düşmanı.”
– Fesadın, kötülüğün, dedikodunun çok olduğu, herkesin birbirine düştüğü, düşmanlıkların olduğu mekan.
– Hileli düzenin kurulu olduğu yer.
Cümle içinde kullanımı: ” Ortamın cadı kazanından pek farkı kalmamıştı artık herkes birbirinin düşmanı.”
– Yaptığı konuşmalar, davranışlar, kendi yaşıtlarına göre üstün olan, bu açıdan büyüklere benzeyen çocuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Şunun konuşmasına bak hele büyümüş de küçülmüş sanki.”
– Kutsal olarak gördüğü şeyler üzerine ant içmek.
– Kesin olarak yapmayacağı şeyler adına karar vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük yemin etmiştim yapmayacağım diye ama istemeden yapmıştım .”
– Kötü bir olaya meydan vermeyeceğimi söylüyorum ama umut ederim ki tanrı beni, önüne geçmeyeceğim kötü bir durumla karşılaştırmasın.
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük sözüme tövbe valla çok yanlış sözler dile getirmişim Allah affetsin.”
– Başkasının başına gelen kötü bir durum hakkında kendisinin başına böyle bir hal gelebileceğini düşünmeyerek o konu hakkında alaycı davranışlarda bulunmak, o olaydan ötürü karşısındaki kişiyi kınamak.
– Kötü bir duruma düşmeyeceğini ya da öyle bir olayla dahil olmayacağını ileri sürmek.
– Yapabileceğinden daha iyisini yapacağına dair iddiada bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Böyle bir işe adım atmam diye büyük söylemiştim, şimdi o işten kafamı kaldıramıyorum.”
– Elinde paranın büyük çoğunluğunu hatta tüm parasını ortaya koyup kumar oynamak.
– Giriştiği işteki büyük tehlikeyi aldırış etmeden yapmaya başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bugün büyük oynayacaktı tüm zararını kapatmak adına cebindeki son parayla bu basmıştı parasını Timurhan’a.”
– İnsanın yapmış olduğu dışkı.
– İnsanın, dışkısını çıkarma hali.
Cümle içinde kullanımı: ” Fena sıkışmıştı büyük abdestini kaçırması an meselesiydi.”
– Tamamıyla.
– Büsbütün.
– Tamamen.
– Eksiksiz.
Cümle içinde kullanımı: ” Bütün bütüne her şeyi eksiksiz getirmiştik diye düşünmüştük ama bir kaç parçayı kamp alanında bırakmışız.”
– Bir kimseye, üzerinde etkisi pek olmayan sözler söylemek.
– Kalıcılığı fazla olmayan bir iş yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin yaptığın iş buz üstüne yazı yazmaktan farkı yok biraz kalıcılık istiyorsan ilgi odağını değiştir.”
– Üzeri buz kaplı bir duruma gelmek.
– Sıvı bir maddenin yüzeyi donmak.
– Buz bağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hava bu şekilde eksiklere doğru gitmeye devam ederse etraftaki ufacık göl bile buz tutacak.”