– Sokulgan.
– Sevimli.
– İnsana pek yakın olan, sıcak davranan.
– Kendini çabucak sevdiren.
Cümle içinde kullanımı: ” Pek cana yakın birisiydin çok sevdim ben seni ya.”
– Sokulgan.
– Sevimli.
– İnsana pek yakın olan, sıcak davranan.
– Kendini çabucak sevdiren.
Cümle içinde kullanımı: ” Pek cana yakın birisiydin çok sevdim ben seni ya.”
– Bir şeye ulaşmaya, erişmeye, elde etmeye, çok hevesli , istekli olmak.
– Aşırı beklentiye girmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Okulda olacak partiye gitmek için can atıyordu ama babası izin vermiyordu.”
– İhtiyacı olmasına rağmen arayıp bulamadığı şey olarak görmek, lütuf olarak saymak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar uğraş verip bir şey elde edememiştik ne yapalım artık canımıza minnet olsun.”
– İçinde bir ölüm sıkıntısı ve acısı bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Can alıp vermişti resmen çocuğunu öyle hasta yatarken görürken.”
– Bir işin veya konunun en önemli yeri, noktası.
– Zurnanın zırt dediği yer.
– Can damarı.
Cümle içinde kullanımı: ” İşin can alacak yeri gelmişti şimdi bu kısmı çözmenin vakti.”
– Vücudun bir yerinde duyulan, hissedilen şiddetli acı.
Cümle içinde kullanımı: ” Can acısıyla öyle bir bağırmıştı ki etrafı inletmişti.”
– İnsanın neşesini ve dinçliğini çoğaltmak, artırmak.
– İnsana yaşama sevinci, heves ve iç güç vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir de cana can katan o sevdan olmasa.”
– Kadının o kadar yaşı geçmiş, yaşlanmış ama güzelliği hiç mi hiç bozulmamış.
Cümle içinde kullanımı: ” Cami yıkılmış ama mihrap yerinde maşallah kadının.”
– Çok sulu, içinde bulunması gereken malzemesi az, suyu, sıvı içeriği bol olan yemek, yiyecek.
– Çok su içinde çırpınıp çalkalanma sesi çıkaracak bir biçimde yüzmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Küçücük havuzda da cambul cumbul hareketler yapma artık.”
– Gösterişli davranışlarda bulunmak.
– Büyüklük taslamak.
– Çalım satmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Caka satmayı benzemez bazı işler icraat gerektirir.”