– Hayatını kaybetme, ölme korkusu.
– Canını kurtarma, ölmeme çabası.
– Hayatına karşı endişe duymak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senide can korkusu sarmış belli az sakin ol peşinde kimse yok.”
– Hayatını kaybetme, ölme korkusu.
– Canını kurtarma, ölmeme çabası.
– Hayatına karşı endişe duymak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senide can korkusu sarmış belli az sakin ol peşinde kimse yok.”
– Her şeyi bırakıp, hiçbir şey düşünmeden yaşadığı dertten kendisini kurtarma çabasında olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Can kaygısına düşmüştük hepimiz yaşanan depremin ardından herkes bir koşuşturma içinde.”
– Gücü kalmamak, tükenmek.
– Bitkin bir hale gelmek.
– Kuvveti kesilmek.
– Takati olmamak.
– Halsizleşmek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar yormuşlardı ki canı kalmamıştı yerinden kalkamaz bir hale gelmişti.”
– Falanca filanca kişi bu yaşadığı sıkıntıya nasıl katlanıyorsa sen de dayanmalısın.
– Falanca kimseye bu denli zor iş yaptırmak acımasızca bir davranıştır.
Cümle içinde kullanımı: “Bu çocuğun canı yok mu ne kadar fazla iş yaptırıyorsun?”
– Yaşadığı üzüntüyü, veya acıyı atıp rahatlamak, yorgunluktan kurtulup dinlenmiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı yerine gelmişti karnını doyurduktan sonra baya kafası yerine gelmişti.”
– Vücudunda herhangi bir yerinin acıması.
– Acı bir deneyim yaşamak, içinde bulunmak.
– Manevî bir üzüntüye kapılmak.
– Bir şeyde zarara uğramak.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim canım yanmıştı seni o şekilde gördükten sonra.”
– Bir işi çarçabuk yapılmasını isteyen kimse.
– Beklemeye tahammülü olmayan.
– İvecen.
– Sabırsız.
– İçi dar.
– İçi tez.
– Tez canlı.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı tez insanları bir yerde tutabilmek o kadar zor bir iş ki anlatılmaz.”
– Ufak tefek acıya, sıkıntıya bile katlanamayan, ufacık bir zorlukla bile karşılaşmak istemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın tatlıymış baya ufacık bir kesiğe bile çıkardığın gürültüye bak.”
– Yapacak iş bulamadığından kaynaklı içinde oluşan sıkıntı.
– Yaşanmış bir duruma üzüntü duymak, keyifsiz olmak.
– Bir kişiye karşı öfkeye kapılmak, sinirlenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayatı o kadar tek düze bir hal alamaya başlamıştı ki artık canı sıkılmıyordu bile .”
– Elden giden malın önemi, değeri yok mühim olan senin iyi olman.
– Boşa harcanmış, ziyan edilmiş bir şey konusunda teselli etmek için kullanılan söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın sağ olsun bir o kadar zarara uğratmış olsan da beni.”