– Yaptığı işten bir kazanç sağlamış, görmüş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Damağına tat değmişti bir kere bırakmazdı bu işi artık.”
– Yaptığı işten bir kazanç sağlamış, görmüş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Damağına tat değmişti bir kere bırakmazdı bu işi artık.”
– Gücü bitip, tükenip artık işi sürdüremez duruma gelmek, düşmek.
– Bir işi başarıyla sonuçlandırıp son kertesine ulaştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayatın yorgunluğunun üstüne düşmesiyle dama demişti artık.”
– Yayılıp etrafta genişlemek, büyüyüp karışık bir durum haline dönmek.
– Soy sop ya da dostluk yönünden yayılıp, genişleyip, etrafta çoğalmak.
– Birçok yerde bir uğraşı, bir grup veya örgütü kurmak.
– Dal budak salmak.
– Dal kol atmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağaçların dallanıp budaklanmasıyla bahçe girilmez bir hal almıştı.”
– Soy sop ya da dostluk yönünden yayılıp, genişleyip, etrafta çoğalmak.
– Birçok yerde bir uğraşı, bir grup veya örgütü kurmak.
– Dal budak salmak.
– Dallanıp budaklanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Her yere bir dal kol atmayı nasıl becerdin valla hayretler içinde seni izliyorum.”
– Bir kişiye, istediği şeyi yaptırmak adına musallat olmak, fazlasıyla baskıda bulunmak, sıkıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” İstediğim olduğu sürece dalına binmeyeceğim insan yoktur.”
– Karşısındakinin hoşuna gitmeyen davranışlarda bulunarak onun sinirlendirmek, öfkelendirmek, kızdırmak.
– Bir şeyi koparmak için bir kişiyi zorlamak, baskı yapmak.
– Damarına basmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığın kendince şakalarla kızın dalına basmışsın, o kadar öfkeli ki şuan zor tutuyoruz.”
– Elindeki olan işe kafasını vermeyip, ilgilenmeyip, başka düşüncelere dalmak.
– Karşısındakini anlamıyor gözüyle bakıp aldatırcasına onunla konuşmak.
– Matrak geçmek.
– Tünel geçmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Benimle dalga geçip durma, kalbimi o kadar fazla kırıyorsun ki anlatamam bunu sana.”
– Sonradan görmüş birisi mi, yoksa gerçekten de güçlü mü?
Cümle içinde kullanımı: ” Arada düşünüyorum senin hakkında daldan eğme mi, kökten sürme mi diye?”
– Sık sık, az aralıklarla iş , konu, düşünce, fikir, durum değiştirmek.
– Sık sık hayatındaki kadını veya erkeği değiştirip durmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Daldan dala konuyorsun her geçen gün farklı farklı kişilerdensin.”
– Soy sop ya da dostluk yönünden yayılıp, genişleyip, etrafta çoğalmak.
– Dal kol atmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dedem aslında buralara gelen bizim soydan tek insanmış ama gör bak şimdi dal budak salmış her yere.”