– Kendini temiz sanıyor veya öyle olduğunu düşünüyor ama kirli bir kişiliğe sahip.
– Karşıdan baktım bir yeşil türbe, içine girdim bin kere tövbe.
Cümle içinde kullanımı: ” Dışı hoca, içi baca gibiydi keşke tanımaz olaydım onu.”
– Kendini temiz sanıyor veya öyle olduğunu düşünüyor ama kirli bir kişiliğe sahip.
– Karşıdan baktım bir yeşil türbe, içine girdim bin kere tövbe.
Cümle içinde kullanımı: ” Dışı hoca, içi baca gibiydi keşke tanımaz olaydım onu.”
– Dıştan görüntüsü, herkesi mest edecek, kıskandıracak kadar güzel ve süslü, içyüzü, sahibi için üzücü, acı verici.
– Dışı kalaylı, içi alaylı.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kızın dışı eli yakar, içi de beni yakar.”
– Büyük abdestini bozmak.
– Def- i hacet etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dışarı çıkarması sonucunda namazını yarıda kesmişti.”
– Dırıltı ile imtizaçsızlığa, geçimsizliğe yol açmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dırıltı çıkarmayı kesme vaktin geldi artık.”
– Kafa, baş ağrıtacak biçimde yerli yersiz söylenip durmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dırdır ede ede o kadar fazla hayatımı mahvetmiştin ki yoruldum artık.”
– Bir kişi, işi halledecek yürütecek öğeler arasına katılmak.
– Bir işi yapılması gereken konular içine, arasına almak, dahil etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bazı sorunlar üst üste binmişti sen devreye girmesen halletmek mümkün olmazdı.”
– Umulmadık bir talih.
– Beklenmedik bir olayın ansızın gerçekleşmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Bizde şans olsa kafamıza devlet kuşu konardı.”
– Zengin ve iyi yaşamış bir kimseyken sonradan yoksul, fakir hale düşmüş soylu kişi.
Cümle içinde kullanımı: ” Devlet düşkünleri gün gelecek parasızlığın en büyüğünü yaşayacak.”
– Herkesin gözünün önünde büyük bir hırsızlık yapmak, yasal olmayan büyük yarar sağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin bu yaptığın deveyi havutuyla yutmaktan farksız.”
– Güçlükleri ortadan yok edip, kaldırıp işi yoluna sokmak, koymak.
– Keçeyi sudan çıkarmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yavaş yavaş deveyi düze çıkarmaya başlamıştık şükür.”