– Üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş, çıplak halde olma durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Don gömlek bir halde karşılamıştı bizi.”
– Üzerinde sadece don ve gömlek var denilecek kadar soyunmuş, çıplak halde olma durumu.
Cümle içinde kullanımı: ” Don gömlek bir halde karşılamıştı bizi.”
– Buzların erimeye başladığı dönem.
Cümle içinde kullanımı: “Don yavaş yavaş çözülmeye başlamıştı araç trafiğine açılabilirdi.”
– Hava koşullarının kötüleşmesinin ardından havaların soğuma seviyesinin suları dolduracak kerteye ulaşacağı anlaşılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hava dona çekmeye yakındı baya az daha soğusa su boruları patlardı.”
– Çevresinde çok fazla hoş görülmeyen, karşılanmayan davranışlarından kaynaklı birçok ortamdan, yerden ya da işten uzaklaştırılmış kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni dokuz köyden kovmuşlar biz mi sana inanıp işimizi emanet edeceğiz?”
– Çok fazla eziyet ederek hayattan, canından bezdirmek, bir kimseyi kıracak, üzecek şeyler yapmak.
– Anasından doğduğuna pişman.
Cümle içinde kullanımı: ” Doğduğuna pişman olmuştu resmen yediği dayağın ardından.”
– Yararı sonuçlanmasının yanı sıra zararla da sonuçlanma ihtimali olan konunun yararını kabul edip zararını yok saymak, kabul etmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Doğduğuna inanıp neden öldüğüne inanmıyorsun?”
– Dizleri yerle temas edecek biçimde.
Cümle içinde kullanımı: “Diz üstü oturma fazla bacağın kasılır bak.”
– Bir şey dilemek için için çok fazla gözden düşerek, küçülerek yalvarmak.
Cümle içinde kullanımı: “Dizlerine kapanmıştım ben senin ama sen beni bir kenara itip bırakıp gittin.”
– Hiçbir şeyden korkmadan çekinmeden açık açık söylemek, dilendirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Dobra dobra konuşacak güveni kimden alıyorsun acaba sen?”
– Dizlerinde güç kalmadığından yürürken, hareket ederken çabuk yorgun düşmek, yorulmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dizleri kesilmişti o kadar yol kat ettikten sonra.”