– Anlamlandırmak, idrak etmek.
– Olabileceğine inanç duymak.
– Bir olayın gerçekleşebileceğine inanmak.
Cümle içinde kullanımı: “Aklım kesiyordu galiba anlattığı konuyu yavaş yavaş.”
– Anlamlandırmak, idrak etmek.
– Olabileceğine inanç duymak.
– Bir olayın gerçekleşebileceğine inanmak.
Cümle içinde kullanımı: “Aklım kesiyordu galiba anlattığı konuyu yavaş yavaş.”
– Ne yapacağı konusunda bir fikre sahip olmamak.
– Zihni Karışmak.
– Ne yapacağını bilememek, bocalamak, şaşırmak.
– Sağlıklı düşünememek.
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı karışmıştı, ne yapacağım, ne edeceğim diye kara kara düşünüyordu.”
– Ancak gözüyle görmüş olduğu şeye inanmak.
– Yalnızca gördüğü şeye güvenen.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne anlatırsak anlatalım bize hiç inanmıyordu aklı gözündeydi galiba.”
– Çok fazla beğenmek, bayılmak.
– Çok korkmak, şaşırıp kalmak. Aşırı heyecan sebebiyle düşünemez halede bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” En son yolda geçerken gördüğü araba aklına gelir gelmez aklı gitmişti yine arabaya.”
– Bütün düşündüğü.
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı fikri hep hava da bu çocuğun derslerine hiç odaklanmıyor anlamıyorum ilerde çok sıkıntı çıkaracak kendisine.”
– En doğrusunu düşünür.
– Her şeyin en iyisini çok iyi bilir.
Cümle içinde kullanımı: ” Akl-ı evvel gelen kişilerle çevrilmiş sanki etrafım, herkeste bir hava bir afra.”
– Ne olduğunun farkına varmak.
– Ne olduğunu anlayabilmek, kavrayabilmek
– Akıllıca olgunlaşmak
Cümle içinde kullanımı: ” Sonunda aklı ermişti ne yapacağı konusunda ufakta olsa bir fikri vardı.”
– Düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak.
– Şaşırıp düşünmez olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir anda aklı durmuştu hiçbir şeye tepki veremez duruma geldi.”
-Kötü bir sonuçla karşılaşacak diye çok korku içine dalmak.
– Deliye dönmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin sigara içtiğini öğrenince babanın resmen aklı çıktı iyi ki o an orda değildin.”
– Tereddüde kalmak.
– Ne yapacağı konusunda bir fikre sahip olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Başına o kadar fazla insan üşüşmüştü ki aklı çatallanması an meselesiydi.”