– Bir parça, o kadar çokça olmayan, oldukça.
– Az buçuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Az çok değil üç kuruş para vereceksin en fazla ne laf ettin-.”
– Bir parça, o kadar çokça olmayan, oldukça.
– Az buçuk.
Cümle içinde kullanımı: ” Az çok değil üç kuruş para vereceksin en fazla ne laf ettin-.”
– Bir şeyin azımsanacak ölçüde olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu yaptıkların hiç az buz olacak şeyler değil lütfen kendine gel.”
– Gitmiş olduğu bir yere iyilikler, güzellikler, bolluk bereket getirdiği inanılan kişilere denen bir söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin ayağın uğurlu valla sen bu dükkana her geldiğinde öyle bir bereket geliyor ki o gün tüm hafta sattığımdan daha çok kazanıyorum.”
– Giderini gelirine göre ayarlamak.
– Gelirine göre harcamak, kendi gücünü bilmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Aldığın üç kuruş maaş ayağını yorganına göre uzatmayıp aldığın parayı israf etmeye devam edersen hiç hayırlı bir son değil bu gidiş.”
– Hayal kurmaktan uzaklaşıp gerçekçi bir tutuma bağlanmak, yönelmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Biraz zor olacak tabi ayağını yere basmak bu yaşında ama elimizden bir şey gelmiyor düşe kalka öğreneceksin artık bazı şeyleri.”
– Verilen bir görevi ağırdan yapmak
– Bir yerden ayrılırken yakalanmak, bulunmak.
– Ölmek üzere olmak.
– Halkın inandığına göre bir kimsenin gelmesi, ardından da başkalarının gelmesine yol açması.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir işi de keşke düzgün yapsan her işi ayağını sürüye sürüye yapıyorsun.”
– Dinlenmeye fırsat bulmadan, herhangi bir yoldan gelir gelmez.
Cümle içinde kullanımı:” Ayağının tozuyla işin başına geçmişti direk yorulmak ne demek bilmiyordu bu çocuk.”
– Değeri kendisinden daha da aşağıda olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığın iş senin ayağının pabucu değil bunu sende biliyorsun.”
– Dengi olmayan bir kimseyle evlenmek.
– Haddinden fazla bir kimseye değer göstermek, vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kadın bırak artık böyle devam edersen ayağının pabucunu başına giyeceksin.”
– Eşini boşamak.
– Sıkıntılı durumdan çıkmak, rahatlamak.
– Özgürce davranışlarını etkileyen, engelleyen bir kimseden uzaklaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu lanet kadından kurtulmuştun sonunda ayağının bağlarını çözmeyi becerebildin.”