– Konuştuğu insanlarla şundan bundan konuşup vakit geçirmek.
– Gevezelik etmek.
– Çene yarıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş yerine çene çalmaya gelmiyorsunuz, çeneniz çalışacağına eliniz çalışsın.”
– Konuştuğu insanlarla şundan bundan konuşup vakit geçirmek.
– Gevezelik etmek.
– Çene yarıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu iş yerine çene çalmaya gelmiyorsunuz, çeneniz çalışacağına eliniz çalışsın.”
– Bir kimsenin, ayağına çelme geçirerek yere düşürmeye çalışmak.
– Bir kimsenin iyi yolda olan işini engelleyecek, bozacak tavırlarda, eylemlerde bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yolda yürürken arkadaşımın çelme takmasıyla kendimi yerde bulmuştum.”
– Düzgün, biçimli burun.
Cümle içinde kullanımı: ” Çekme buruna sahip olan sana çok özeniyorum bazen.”
– Kullanımda olan ölçülere sığmamak.
– Çeki düzen sahibi olmamak, çeki düzen verilememek.
– Söz ve nasihat dinlememek.
– İstenilmiş kalıba girememek.
Cümle içinde kullanımı: ” Çekiye gelmeyeceğine emindim ama yine de bir umut onca dil dökmüştüm sana.”
– O kişiden bir hayır gelmez artık.
– Onun adına bir beklenti de olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen çekiver kuyruğunu artık istenmiyorsun bu ortamda.”
– Alıcının ucuza maliyet etmek , satıcının pahalı satmak için direnerek yaptıkları pazarlık.
Cümle içinde kullanımı: ” Çekişe çekişe pazarlığa tutulmuştuk bakalım bu konuşmanın sonucunda kim istediğini elde edecek?”
– Herhangi bir işe küçük yaşında başlayıp pratik olarak ilerlemiş olan.
– Çocukluktan çıraklıktan başlayıp ustalaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Çekirdekten yetişme insanlar kalmamıştı artık bu devirde herkes çıraklık nedir unutmuştu.”
– Kimseye danışmadan ayrılmak.
– Bırakıp gitmek, uzaklaşmak.
– Savuşup gitmek.
– Basıp gitmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Çekip gitmeme ramak kalmıştı, ufak bir laf bile kaldıracak halim kalmamıştı.”
– Bir yönetimi dağınıklıktan kurtarıp düzenli bir hale getirmek.
– Bir kişiyi, bir işletmeyi gereksiz harcamalardan, giderlerden kafasını kurtarıp tutumlu bir yöntem içine kendini sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Evi çekip çevirmek gerekiyordu şu etrafı yoksa annem gelince fena kızacak.”
– Üstüne başının veya ortalığın dağınıklıktan, perişanlıktan kurtarıp düzgün, düzenli duruma sokmak.
– Belirtilen özelliklere uydurmaya çalışmak.
– Karışıklığı, başı bozukluğu toparlamak, düzeltmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Evin içine çekidüzen vermem lazımdı çok dağıtmıştı ortalık.”