– Ağız birliği etmek.
– Bir konu hakkında çoğunluğun anlaşıp aynı şeyi dile getirmesi, söylemesi.
– Söz birliği yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne deseler aynı kapıya çıkıyordu ağzı birdi sanki hepsinin.”
– Ağız birliği etmek.
– Bir konu hakkında çoğunluğun anlaşıp aynı şeyi dile getirmesi, söylemesi.
– Söz birliği yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne deseler aynı kapıya çıkıyordu ağzı birdi sanki hepsinin.”
– Aşırı bir sevinç halinde kalmak.
– Çok fazla mutluluk halinde olmak.
Cümle içinde kullanımı: “Gelen haberin ardından ağzı ağzına kavuşmuyordu resmen.”
– Şaşkınlık, şaşakalmak.
– Çok şaşırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptığı evlenme teklifini görünce hepimizin ağzı açık kalmıştı.”
– İlk defa gördüğü ya da deneyimlediği her şeye şaşkınlıkla takip eden kimse.
– Saf, Bön.
– Saf salak dolaşan, her şeyi hayranlıkla izleyen kimse.
Cümle içinde kullanımı:” Büyük şehir büyük şehir diye tutturdu şimdi ise ağzı açık ayran delisi oldu gitti.”
– Miktarı az olan güzel yeme, yiyecek.
– Karın doyurmaya yetmeyecek kadar az olan yiyecek.
– Beğenilen bir aksiyon , ama yetmez ki.
Cümle içinde kullanımı:” Ağza tat, boğaza feryattı bu son buluşmamız.”
– Doyurucu olmadığı halde yenen nesne.
– Herhangi doyuruculuğu olmayan yiyecek.
Cümle içinde kullanımı: ” Lütfen bana oradan ağza konacak bir şey verin açlıktan öleceğim resmen.”
– Hiçbir şey dillendirmemek, konuşmamak, söylememek.
– Bir konu hakkında karşısındakini konuşturtmamak, konuşmasına izin vermemek.
– Sır saklamak, kimseye anlatmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzına kilit vurmuştu resmen suçlu tek kelime almak bile mümkün değildi ondan.”
– Dillendirmemek.
-Anmamak.
– Sözünü dahi etmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Onun o güzel ismini artık ağzıma almıyordum, alamazdım.”
– Kendisini salak saçma durumların içine sokup kendisine iş çıkarmak.
– Ortada hiçbir şey yokken bir anda başına bir dünya sorunun içine sokmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Yine nasıl olduysa ağrısız başına kaşbastı bağlamayı becermişti bizim saf kızımız başından iş eksik olmuyordu.”
– Hamile bir kadının doğum sanıcısı başlamak.
– Ansızın meydana gelen bir ağrının veya ağrıların tekrardan nüksetmesi, tekrarlaması.
Cümle içinde kullanımı: ” Her zamanki gibi yine tam dışarı çıkacakken ağrısı tuttu bizim küçük oğlanın.”