– Bir yere kadar dayanıp bir zamandan sonra tüm bildiği, sakladığı her şeyi düşünmeden söylemeye başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen çıkar hadi ağzından baklayı çıkar artık böyle pos pos oturup durma.”
– Bir yere kadar dayanıp bir zamandan sonra tüm bildiği, sakladığı her şeyi düşünmeden söylemeye başlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen çıkar hadi ağzından baklayı çıkar artık böyle pos pos oturup durma.”
– Çok tatlı, hoşa gidecek bir biçimde konuşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayranlıkla izliyordu onu sanki ağzından bal akıyordu.”
– Çok fazla sinirlenip, öfkelenip çok ağır, kırıcı, incitici ve kötü sözler dile getirmek.
– Açtı ağzını yumdu gözünü.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzından çıkanı kulağın işitsin kalp yani bu da senin bu kaba ithamları bana söylemeye hakkın yok.”
– Nezaket davranışları dışına çıkarak ağır ve kalp kırıcı ithamlarda bulunmak.
– Gelişigüzel, salak saçma, düşünmeden konuşmak.
– Ağzını açıp gözünü yummak.
Cümle içinde kullanımı: ” Öfkesi çenesine vurmuştu resmen herkese ağzına ne geldiyse söylemeye başlamıştı”
– Yapmış olduğu ufak tefek iyiliklerin ardından çok büyük beklentiler içine girmek.
– Bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar ardında.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzına bir zeytin verip altına bir tulum tutuyor bizim oğlan bu işlerin bu şekilde olmayacağını ne zaman farkına varacak acaba?”
– Hiçbir şey yemeden durmak.
– Bir parça yiyecek bile ağzına atmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm gün boyunca ağzına bir şey koymadı bizim akıllı sonrada hastalanıp hastanelere düştü.”
– Birini tatlı tatlı vaatlerle oylamaya çalışmak kandırmak.
– Bir kimseye çeşitli hediyelerle belli bir süre kandırmak, oyalamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağızına bir parmak bal çalan insanlardan uzak durmayı ne zaman öğrencen ya..“
– Bir konu hakkında ufak tefek çıkar karşılığı susmasını sağlamak.
– Aşağılık birini, küçük bir çıkar karşılığında susturmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ya şunun ağzına bir kemik atta sussun duymak istemiyorum çenesini.”
– Ağzını Aramak.
– Belli bir konu hakkında bilgi almak için karşındakiyle konuşup bilgi almaya çalışmak.
– Öğrenmek istediği şeyi doğrudan sormayarak dolaylı yollardan öğrenmeye çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Her dakika ağzına bir ip ölçmeye çalışıp duruyor.”
– Karşı bir dönüt vermesini engellemek.
– Cevap vermesine olanak vermeden zorla.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzına basa basa söylüyorum bir daha bana karşı gelme.”