– Yaptığı bir olayın ardından karşısındakine hak ettiği dersi vermek, yaptığına pişman etmek, haddini bildirmek.
– Ağzının payını vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona yaptıklarından sonra ağzının kalayını vermişti bizim çocuk.”
– Yaptığı bir olayın ardından karşısındakine hak ettiği dersi vermek, yaptığına pişman etmek, haddini bildirmek.
– Ağzının payını vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona yaptıklarından sonra ağzının kalayını vermişti bizim çocuk.”
– Birinin söylediği şeyleri dört gözle, dikkatlice ve zevkle dinlemek.
– Onun söylediklerine göre davranmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onun ağzının içine bakarken kaybolup gitmiştim kendisinde.”
– Yöneldiği, eğiliminden ve tutumundan ne yapacağı belliydi, anlaşılır oluyordu.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzının domalmasından Ömer diyeceği belliydi her halinden.”
– Kendisiyle alakalı bir konu hakkında konuşmamak, görüş bildirmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Aslında her şey onu hakkındaydı ama o ağzını kiraya vermişti dahil olmuyordu bize.”
– Kendisine çıkar sağlamak adına birinin konuşmasını engellemek, susmasını sağlamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ağzını kapamamam için bana sağlam bir neden sunmalısın.”
– Şom ağızlılık etme.
– Kötü olasılıkların sözünü edip durma.
– Kötü düşünceler, ihtimaller konuşulduğunda Allah korusun anlamında kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Durumu iyiye gidiyor baksana, ağzını hayra aç bakayım önce sen.”
– Umut ettiği şeyi elde edememek.
– Eline gelen fırsatları kaybettikten sonra boş yere başka şeylerden bir şeyler elde etmeyi ummak.
Cümle içinde kullanımı: ” Böyle ağzını havaya açarak bir şey elde edeceğin yok farkına var artık bu durumun.”
– Kaba, kırıcı ithamlarda bulunmak.
– Küfretmek.
– Sövmek.
– Edepsiz, yakışıksız, ağır ve çirkin sözler söylemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Akşam akşam benim ağzımı bozdurma çocuk, geç odana otur.”
– Kırılmış olduğu için konuşmak istememek.
– Üzüntüsünden söz dahi edemeyecek halde olmak, hiç konuşmamak, susup beklemek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bakıyorum da bugünde ağzını bıçak açmıyor.”
– Herhangi bir kişiyi belirli şeyler ile söz dahi edemeyecek duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak.
– Başvurulan yollar sonucunda karşısındakini o konu hakkında konuşmasını engellemek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar konuştun ki artık ağzını bağlayacağım sus diye(!)”