– Çeşitli gereksemelerle harcanan paralar.
Cümle içinde kullanımı: ” Ali’ye edik, veliye düdük ala ala ne paran kaldı ne mülkün.”
– Çeşitli gereksemelerle harcanan paralar.
Cümle içinde kullanımı: ” Ali’ye edik, veliye düdük ala ala ne paran kaldı ne mülkün.”
– Çok zorba, kaba kuvvetle hâkimiyet kuran.
– Çevresinin tek ve sorumsuz zorbası.
Cümle içinde kullanımı: “Mahallemizin ali kıran baş kesen tipi her gördüğümüz yerde bize efeleniyordu.”
– Hainlik yapmak için kurnazca düzenlenmiş tuzak.
– Kurnazca ve haince bir düzen.
Cümle içinde kullanımı: ” Yaptıkları büyük alicengiz oyunuyla ailelerini dolandırmıştılar.”
– Az zamanda çok yol kat etmek.
– Yayılmak, çoğalmak, artmak.
– Kısa zamanda çok yol almak, çok ilerleme göstermek. İşinde hızla büyümek.
Cümle içinde kullanımı: ” Genç yaşına rağmen öyle bir alıp yürümüştü ki şehrin sayılı zenginlerinden biri olmuştu.”
– Kalp çarpıntısı geçirmek.
– Herhangi bir konu hakkında içinden kendi kendine tartışmak, evirip çevirip düşünmek.
Cümle içinde kullanımı: ” İçi içini yiyordu sanki alıp vermişti kendini.”
– Yazgı.
– Kader.
– Talih.
– Kısmet.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu yaşamış olduğu şeyleri hayra, alın yazsına bağlamak gerekir.”
– Emek vermek.
– Çok fazla vakit harcayıp istediğine ulaşmak.
– Yorucu bir emek harcamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Alın teri dökmeden aslında başarabileceğin bir şey yoktur önemli olan emek vermek.”
– Utanmaz, arsız, karaktersiz birini tanımlarken kullanılır.
– Öyle arsız ki yüzünde tek utanma ibaresi yok.
Cümle içinde kullanımı: ” Şuna bak şuna alın derisi değil, davul derisi resmen arsız çocuk.”
– Gösterişli, güzel.
– Görkemli.
– Gösterişli olan.
Cümle içinde kullanımı: ” Yoldan geçen kadına bak be ne alımlı çalımlı valla aşık olunası resmen.”
– Yetenekli, becerikli, eli yatkın kimse.
– Her şeyi çarçabuk öğrenen.
Cümle içinde kullanımı: ” Alımı tez bir yapıda biriydim ben ne güzel bir insanım valla.”