– Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan, üşenmeden yapan utanmaz, arlanmaz, yüzsüz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin herhalde ar damarın çatlamış bu ne vurdum duymazlık böyle.”
– Utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan, üşenmeden yapan utanmaz, arlanmaz, yüzsüz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin herhalde ar damarın çatlamış bu ne vurdum duymazlık böyle.”
– Arası bozuk olan kimse ile barışmak.
– Araları açılmış kimseleri barıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sizin arayı yapmasaydım hiçbir şey olamazdınız yazık valla size.”
– Titizlikle, dikkatle aramak, çok aramak.
– Her yeri didik didik inceleyerek aramak.
Cümle içinde kullanımı: ” Kaybetmiş olduğu küpeyi bulmak için her yeri arayıp taramıştı ama bir şey bile bulamadım.”
– Birisiyle ilgili bir takım şeyler sorup durmak.
– Ziyarette gittiğinde bir kimseye karşı ilgi göstermek.
– Bir kimseyle ya da bir şeyle ilgili haber sormak.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen gün beni arayıp sormuşsun mühim bir şey yoktur umarım?”
– Heder etmek.
– Yarasız yere harcama yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eline bir miktar para geçse bile araya vermekte üstüne tanımam.”
– Arada kırgınlık oluşmak. Herhangi bir sebeple eski dostluk ve sevgilerini kaybetmeye başlamak.
– Dostluk bağının eskisi kadar güçlü olmaması.
– İki dost arasındaki iletişimim azalması ve ilişkilerin zayıflaması.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana yapmış olduğun o umursamaz tavırlardan sonra araya soğukluk girmesinden daha doğal bir şey yoktu .”
– Bir işin olumlu sonuçlanması adına sözü geçen birinin aracılık yapmamasını sağlamak.
– Bir işte sözü geçen bir kimsenin aracılığına başvurmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Valla bak seni araya koymak ne bu ortaklık adam akıllı devam ederdi ne de elimizde bu birikmiş paramız hakkını ödemem mümkün değil.”
– Harcanmak, karışıklığa kurban olmak.
– Heder olmak.
– İşe yaramaz duruma gelmek.
– Karışıklıkta elden çıkmak ya da telef olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Hiç yoktan yine araya gitmiştin valla ne bahtsız çocuksun sen.”
– İki kişinin arasındaki bir işe karışmak.
– Bir iş ya da bir olaya, daha önce başlanmış olan bir işe yapılmasını gerçekleştirmek.
– Sonradan dahil olup ortalığı karıştırmak.
– Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Az daha araya girmeye devam edersen ağzının ortasına yiyeceksin şimdi sümsüğü.”
– Aradan zaman geçerek önemini yitirmek.
– Aralarında belli zaman sonunda bir mesafe oluşması.
Cümle içinde kullanımı: ” Artık kalmamıştı bir önemi arası soğumuştu yavaş yavaş.”