Pop art, 1950’lerin sonlarında Amerika ve İngiltere’de ortaya çıkan bir sanat akımıdır. Adı, “popüler” kelimesinden türetilmiştir, çünkü akım, popüler kültürün unsurlarından esinlenir. Yani, günlük yaşamda karşılaşılan reklamlar, markalar, magazin dergileri, televizyon programları ve hatta ürünler gibi her şey pop art sanatında yer bulabilir.
Pop art, geleneksel sanat anlayışına karşı bir tepki olarak doğmuştur. Sanatçılar, sıradan nesneleri ve imajları sanat eseri olarak yüceltmeye başlamışlardır. Andy Warhol’un Campbell çorba kutularını, Roy Lichtenstein’ın çizgi roman tarzındaki resimlerini veya Claes Oldenburg’un devasa yumuşak hamburger heykellerini düşünün; bunlar pop art’ın tipik örnekleridir.
Pop art’ın önemli özellikleri arasında parlak renkler, basit şekiller, tekrarlar, ticaret ve tüketim kültürüne göndermeler bulunur. Ayrıca, sanatçılar sıklıkla seri üretim tekniklerini kullanarak eserlerini kopyalar, bu da pop art’ı endüstriyel üretimle ilişkilendirir.
Özetle, pop art, sıradan nesneleri ve kültürel simgeleri, estetik ve düşünsel bir boyutta sanat eseri haline getiren, renkli, dikkat çekici ve bazen eğlenceli bir anlayıştır.